Mühürlü Kapı
O paslı anahtar dönerken kalbin en derin yivinde,
Açılan kapı, tozlu bir ışık sızısıdır eski evinde.
Ne bir ses karşılar seni, ne de gidenlerin ayak izi,
Sadece bir zamanlar "biz" diyen o rüzgârın nefesi...
O kapının ardı, günbatımına asılmış bir sükûnettir,
Uzak yazın kokusu, orada artık dilsiz bir minnettir.
Kurumuş bir gül yaprağı düşerken eşikteki gölgene,
Anlarsın ki; her veda aslında bir mühürdür kalbine.
Fırtına dursa da içeride, savrulan hatıralar dinmez,
Gönül bir kez o soğuk yaprak altı yanaklara değmez.
Şimdi o anahtar, o kapı ve o yarım kalan her hece,
Bir şiirin koynunda uyur, gündüzden kaçan bir gece



