Nefesine Mimli Mavi
Ardından dönüyor küle sessiz çakıllar,
Delik deşik bir ağustos gecesinde,
Yalnızlıktan düşüyorum tepe taklak olup,
Öyle bir İstanbul hükümsüzlüğü boyunca,
Yarım kalan güncelere dökülüyorum ardından,
Çekilmesinin dibe zehirli sarmaşıklarla,
Gündüz düşlerinin el ve ayak bileklerinden.
Dalgalar üzerinde gözlerin yosun kokulu,
Sallanan bir mendirekle kol kola demleniyor,
Derme çatma manzarası ruhunun,
Rastlıyor ellerime liman tenhalığında,
Kanatsız meçhul meleği okyanusların,
Arıyor seni gölgeler içersinde vals ederken,
Batık-kayıp güneşi Atlantis'in.
Çarmıha gerili dudakların bulut bulut,
Tükürüyor ısmarlama dizeleri kanla beraber,
Yamalı eşarbı benliğinin takılıyor,
Bir uçurtma sövgüsüne unutulan gökte,
Yağmurun gayri meşru çocuğu çiselerken,
Geçirip tırnaklarını yıldızların boynuna,
Sevk ediyor derin ürpertilere ismini.
Keserken usturanın iki ucu şakaklarımı,
Hüzün içiyorum imbat çığlığı romanında,
Ve artık sen yanımda yoksun,
O da yok pek tabi,
Nefesine mimlediğin mavi.