Neftesinden Vurulmuş Şiirler-III
mihracem
gülbeşekerim...
kestin bocurgatımı vurdun nasırlarından ayaklarımı
manyota tutmaz artık imgelerim
ellerin gibi...
bu kadar kıskançlığa ne lüzum mihracem
dörde bölünmüş mavilerimin!
yine en çoğu senin değil mi?
gök
deniz
ve gözlerin!
beş mevsimden sekiz düvele üfler hokkam
karbon kağıdını neylesin ben gibi havaya yazan!
kırk gün kırk gece maktülüdür yine de arzu/halim!
kırkbirincisini maaşallahına saklamışım isminin!
koştur saçlarını ülkemde dilediğin gibi
dağıt savur musonla rüzgara doğru
sıkıca tut üzengeçlerimi sar beline
kaybolsun benliğim dizginlerinde
dolgu tutmaz dişlerim dökülsün avuçlarına
bir sfenkse yapıştır istersen bedenimi
lakin ülkem hep dursun gözlerinin önünde!
kurt ulumalarına karıştır naralarımı
dua tanrılarını düşür peşime
babilin asma bahçelerine as ruhumu
nefesin üzerimde olsunda
ne kadar vurursa vursun Ra'nın güneşi..
matrahı geniş olsun ufkumun ellerinde
okyanus denizcileri gibi maiden bıkmasın ama
güzel muştular komşum olsun olursa
gamın kederin konmasın gözlerimin öbeğine
çarmıha sırtüstü yatırsınlar gövdemi
tırnakların;
tırmalasın
yırtsın
kanatsın
Ganj'a savursunlar
Dalai Lama kutsasın küllerimi!
yeter ki bir nefes uzaklığından öte a(ı)ramasın nefesin nefesimi!
mihracem
gülbeşekerim...
hadi
gel de be şekerim!
somurtma
hadi gül be şekerim!
bak yedi düvele dört mevsime koymadım seni!
çünkü sen
bir tek benimsin!...