Okuyor Rüzgâr Sevdamın Ağıdını
Sırra kadem mi bastın ey yüzüne aşina gözlerimin leyli
Yıldızları döksem eteklerine sönük kalır o nur gözlerinde
Yollara revan olmuş hislerim arar, hangi mevsimdesin bilinmez
Ey gecemi gündüz, gündüzümü gece eyleyen fani duygularımın ateşi
Bir bahar duruşun vardı ya hani çiçekleri kıskandıran
Papatyaya seviyor sevmiyor diye taçlarını yolduran
Ve mevsim geçişlerinde gül benzimi solduran
Gül gül ki; gamzelerim şenlensin gül gülüşüne imrensin
Ah!
Vuslatın yorgunuyum firak yollarında
Yolcusuz yolların yıkık taşları ağlar
Duyar feryatlarımı kaf dağındaki anka
Sır vermez dili lâl masalların
Anlat anlat ruhumu şenlendiren tek resimdir hikayen
Senden gelen ılık bir esintidir kulaklarıma değen ses
En nâğmeli tınısıyla okuyor rüzgar sevdamın ağıdını
Ürkek bir ceylan gibi dolaşırım o kuytu yamaçlarında
Kaç uçurumu aştı bu yürek intihar sancıları çekerek
Dudaklarım mühürlü azad et sıcak dokunuşunla
Gözlerime dolarken saadet sen lisanından şiir lütfet
Kuyusuna düşmüşüm Yusuftan beter
Hangi çölü aşsam,
Mecnun elime su döker.
Leyla ben miyim Şirin bana mı benzer?
Ferhati sende gördüm kızıl sularda çağlar
Züleyha olsam nil coşkulu aksam
Kızıl sularda âşk boyasında yunsam
Ey âşk!
Neredesin?
Yoksa sonsuz bir seferde misin?
Sus!
Söyleme
Ölümü bile güzelleştiren secdede misin?
Şahadetim odur ki
Nar-ı derya olsa âşkın bana
Dalarım o ateş gülşenine şahit olsun yıldızlar semada buna!