Ölmekte Olan Bir Adamın İniltisidir
Gidin söyleyin
Ölüm beklemesin dışarda
Bir eski şarkının geceyarısındayım
Üzerimde yirmi yaşım
Beyaz pantolonum beyaz gömleğim
Kırmızı çardaklı bir evde doğdu
Seneler geçti büyüdü ve büyüdü
Tomurcuklandı göğüsleri
Saçları kalçalarına sarktı
Gözleri mavilendi gökyüzü oldu
Gözleri mavilendi Okyanus oldu
Buğday tenli geniş ağızlı yufka yürekli
Bacakları beni hiç ilgilendirmedi
Fakat ne zaman güzel kokular gelse
Derdim Rukiye gülümsedi
Çiçeklenirdi erik bahçeleri Rukiye gülümseyince
Sevdalandı günlerden birgün
Gözlerini götürdü bir adama verdi
Kalbini güzel kokularını ince sesini
Rukiye’yi kınayamam
Bilmez beni sıkça öldürdüğünü
Kum saatidir / can kenarındayım
Gidin söyleyin ölüm içeri girsin
Ne ben Rukiye’deyim ne Rukiye bende
Üzerimde son yaşım
Ah zavallı erik bahçeleri
Sanmayın ki Rukiye bir daha gülümseyecek
dallarınız çiçeklenecek...