Ölü Yürekler Sarnıcı
Sonra kalbimi kristal bir vazoda
yapayalnız çürümüş buldum
dedim ki sen olsa olsa gözlerden uzak
eskilerde kalmış bir sevgiliydin
tarihin o loş odalarında yahut
kızıl menekşe tarlalarında ağlarken bulduğum
unutulmuş zamanların kurutulmuş nane kokusu
demem o ki bunca zamanın ardında
üzerimde yalnız ve yalnızca ahın kaldı
uzunca bir zaman kaybettiğimi sanmıştım
oysa kırk zamansız kilidi açmaktan
kırık kalplerimize ulaşamadığım yolların
mekansız kelepir düşlerini kurarken
kendimi pencere taşlarken buldum
çıkan yangından kurtarılmış eşyalar gibi
bir sokak başında yapa yalnız
karşısından geçtiğim yolun ortasında kaldım
sen bir sahil kasabasıydın ben çakıl taşların
esenliklerle dolu ferah dalgalarla
ruhu tazeleyen o meltemler senin eserindi
mamafih benim ise işim kıyılarında
ayaklarını parçalamaktı yengeçlerin
bütün aşıkların hatıratında bahsedilen o güzellik
umumun sevdaya dair mazeretleridir ki
yaşamak dediğimiz de tam burada başlar
yaz akşamları ve Ay'a uzanan şarkılar ışıl ışıl
duasıydım o sırada ben gözlerine takılmış balıkların
taşıyamıyorum artık bu haleti ruhiyeyi
bütün yeniler eskidi eskiler pörsüdü
çoğalan yırtılıp atılmış kağıtlarla dolu
çöp kovalarının suskun sevimsiz hali
o da mı oldu bu da mı oldu derken o da mı öldüye
geldi mi gelecek mi derken gitti gidere döndü
manasız dilleri de öğrenmiş olduk neylersin
şaşırdık mı hem de nasıl küçük dilimizi yuttuk
derleyip topladık acısı olanları yüreğimize sakladık
madem aşk bunca yılın hatırını saymaz
yaşamak dediğimiz curcunaya da aldırmaz
o zaman sokak köpeklerinin sesi kısılana kadar
uluması da çok acayip bir şeylerden sayılamaz
neden alışılmışın dışında bütün sorular
devrini tamamlamakta ısrarcı dönen bütün dolaplar
küllerinden yeniden doğacağını sanan bütün kuşlar
kendilerini göçecekleri yurtlarına savurup gittiler
geriye kalan çocuklar yaşlılar ve yurttaşlar