Ölüm Çantası /Siyah Fermuarlı Çanta
Bi Şubat ayazıydı
Yüreklerimizi üşüten
Bizi yollara düşüren
Kar ve Kan
Taş yığınları arasından sızan
Yaklaşıyorum
Yakınlaşıyorum
Elim yetmiyor
Uzanamıyorum
Ateş düştü düşeceği kadar
Ocaklara
Ne yar ne yaren demeden
Yer sallanıyor
Yağmur yağıyor
Rüzgar esiyor
Durmuyor gazabın Rabbim
Mülkün sahibi sensin
Verende sen alan da
İsyanım sana değil kendime
Çaresizliğime
Dünyaya tapışıma
Kıymet verdiğim her şey
Ayaklarımın altında yerle bir
Bir kez daha anladım 'hiç' oluşumu
Paramparça ufanan evler
Taşların arasından akan kanlar
Elini uzatmaya çalışan eller
Sesim geliyor mu diyen diller
Bir bir çıkıyor enkaz altından bedenler
Kimi secde'de kimi avluda kimi uykuda
Islat beni yağmur acılarımı ıslat
Ruhumu yüreğimi ıslat
Sönsün bu ateşim
Nasıl dayanılır ki bu acıya
Ellerimle
Kazıyıp
Toprağa
Bulanmış
Yüzünü
Gözlerini
Saçlarını
Temizleyip
Göz yaşlarımı akıtarak
Siyah fermuarlı çantaya koyuyorum
Çekiyorum fermuarı
Çok narin ve sessizce
Yutkunmadan
Boğazım düğüm düğüm
Sizin için biten bi hayatın fermuarı
Benim kaosumun başlangıcı
Anam, babam, bacım, gardaşım
Siz yerinizi kurdunuz
Ben yersizim sizsizim
Hiç acıdan donulur mu?
Hisssizim
Duygusuz
Yarım kaldı hayaller
Hayatlar
Yine üstünüze toprak atıldı
yine yine
Ellerimle koydum mezara
Siz mezara girdiniz ya ben
Diri diri ölmek bu olsa gerek
Acının dili yok
Tükenmiş sözüm
Bakar kör olmuş gözüm
Ağlıyor yanıyor özüm