Onulmaz Karanlık
Sen gittin gideli şu onulmaz karanlığa
milyon yıl geçmiş gibi adeta
bak çekildi el ayak
bir başımıza kaldık hatıralarla
ana, kardaş, evlat
onlar da aramıyor artık
herkes kendi derdinde kaybolmuş
ruhum çekiliyor o tepeye vardığımda
yanına uzanıp boylu boyunca
en derin uykuyu çekesim geliyor
Sen gittin gideli şu onulmaz karanlığa
zaman durmuş gibi adeta
duvarlarda eski nefesinin yankısı
bir sandalye hâlâ seni bekliyor
masanın ucunda unutulmuş bir sessizlik
sokak lambaları sarı bir ağıt yakıyor
gece her köşede seni soruyor bana
adını söyleyince kırılıyor içimde bir şey
toprağın altı mı daha soğuk
yoksa kalbimin içi mi bilmiyorum
biraz daha eksiliyor dünya
rüzgâr geçerken saçlarının kokusunu getiriyor
bazen bir kuş kanadında arıyorum seni
bazen sabaha karşı üşüyen yıldızlarda
Sen gittin gideli şu onulmaz karanlığa
göz yaşlarım çürüyor adeta
Rüyalarıma gel artık

