Özlediğimle Kalacağım Bu Akşam da
Şuramda bir şey var diyordu ters yakılan sigara...Yaşım yorgundu, vakitse onca
Gala gecesiydi bu yalnızlığın, gelseydi diyordum anca...
Ceket giydim o gün, boğazlı kazağımı da
Sevdayı da alıp yanıma
Bir de ikili ocak
Yürüdük deniz kenarına
Gözümüz alışıktı,
O eski manzaraya
Süt kardeş ağaçları besliyordu
Toprak ana
Karanlık karamsardı
Kelebek göçü sokak lambalarında
S/aklımdaydın hala
Dilek ağacını kesen testere de yanında
Küfrün bini bir para diye bağırıyordu küfür satıcısı,
Çınarın altında .Bakışıp geçtik sevdayla
Acı eşiğini yeşile boyamışlardı
İki ocaklı içki evinin
Tek ayak üstünde bir yarın,
Kapı yanında
Oturduk sevdayla ayrılmış masaya
Dayayıp dirseğimi gövdesine
Doladım ayaklarımı ayaklarına
Yadırgamıştı üç iskemle bizi
Aldırmaz görünüyordu masa
Sevda aynısından dedi tanıdık garsona
Elimin tersini severken diğer elim
Ben zeytinyağı bol olsun,
Bir de peynir rendeleme dedim salataya
Kuş dili bilen martılar cam buğusunda
Yerlerde kaldırım serçeleri
Bilseniz ne çok etraf vardı meydanda
Hüzün tiryaki bardağıydı
Sessiz harflerde
Dünden bahsettik silinmiş masayla
Kulaktan kulağa oynuyordu
Gök gürültüleri bulutlarla
Kullanılıp atılmış kahkahalara
Gülümsedik sevdayla
Gözü yollardaydı masanın
Bir sağa bakıyordu, bir sola
Sis kesifti,
Gemici türküleri söylüyordu iskele
Dar/alana yakındı tütsülenmiş sandallar
Çoktan bitmişti bağ bozumu
Dudaklarım kuruydu
Şıra küpüydü, sabır küpü yanında
Şimdi zaman
İpe dizilmiş hevenkti
Ölü çiçekleri seyrederken masa
Kış hala kıştı
Üstü açıktı denizin
Üşüyordu yusufçuk ile peygamber devesi
Kalkalım dedi sevda
Geçmişti hevesi
Gelen giden olmaz dedi bu saatten sonra
Beni bırak,
Sen de özlediğinle kalırsın bu akşam da
Suadiyeocakikibinyirmialtı
Demir Mutlugil


