Parçalanmış

Eğildi kulağına

Söylendi usulca ve gürül gürül

Bardaktan boşanır gibi yağdı şimşekler

Yeryüzünü, gökyüzünü

Geceyi, gündüzü

Denizleri, çölleri

Dağları

Parçalarcasına dağladı

Kalbini


Kapandı içine

Şu gördüğünüz çukura yazmak için

Öyle ki kalbinin kırıklarından daha derin değildi

Hafifçe pütürlü dillerle

Taşı çatlatan sözler duydu, “Sen zaten...”

Nasıl bilsinler içini

Sönmüş bir söğüt gibi duruyor boz toprağın üstünde

Sarkmış dalları erişmiyor suya

Ama güneş çıktı dostlar

Yeşertir mi yaprakları

Serinletir mi gözyaşlarını, sonra

Eğildi kulağına

Söylendi usulca ve gürül gürül

Çarptı yıldırımlar kursağına

Döktü ağzından kırgınlığını bozkıra


Aklını zehirli cümleler kuşatmış

Gece yıldızlar açık kalmış

Hınca hınç dolu adımladığı sokaklar

Her adımda daha derinleşiyor çukur, az sonra

Kuşlar beyhude ötecek

Anıları dizelere hapsolacak

Korkudan sinmiş yavrusunu

Son kez öpecek gözlerinden

Yaşlanacak

Kaybolacak çocukluğu


Durun,

Gökkuşağı mı o?

Islattı mı yağmur toprağı?

Yeşerecek mi söğüt?

Sonra

Eğildi kulağına

Söylendi usulca.

12 Mart 2026 97 şiiri var.
Yorumlar