Racon
sen bakma benim modası geçmiş ceketim
markasız gömleğime
bakma kırk yerinden yamalı kalbime
aşkı bilmeyecek kadar yoksul değilim
hatta…
aşk kırıntısı biriktirmekten yana
kalburüstü zengin bile sayılırım
sen bakma aşk denince küskün bir bulut gibi kaşlarımı çatıp
sus pus olduğuma
gülüşlerimi çarmıha gerip
mutsuz su kuşları gibi suları şıpırdatmadan yüzdüğüme
bir zaman benim de güneş damladı içime
baştan aşağı ben de aşkla boyadım içimin tuvalini
hırsızlama girip o yasak bahçeye
tıka basa
bende aşkla doldurdum cebimi
-s e v d i n m i?
tabi sevdim lan!
sevmeseydim…
adının geçtiği her mecliste tırnağımla avuçlarıma kan vadileri açıp
kanlı bir kılıç gibi küflenir miydim kınımda
bir yüz görümlüğü görebilmek için
ateş ustalarına kafa tutup ateşlere yürür müydüm
sevmeseydim…
o başka avuçlardan döke saça içerken mutluluğu
dikiş tutmaz bir şarkı gibi kanar mıydım böyle
onca zamana rağmen
kokusunu özler miydim böyle ölesiye
onsuz kaldığım her an
“hadi bitir işimi yoksa ben bitireceğim” diye
racon keser miydim Azrail’e...