Reenkarnasyon
şiirine gelip yerleşsem
kağıda sarılsam
senmişsin gibi
yanımda yağmur sesini taşıyan bir ırmak
biraz susuş
eski bir radyoda kapalı kalmış arkası yarın
yarında karanlığın sesi
asfaltta adımlar
nereye gittiğini bilmeyen nefes
gölgelere aşık bir gece
sonra aniden
bir nisan sabahı
sonra babamın mandolini
annemin açtığı pencereler
biraz rüzgar
saçlarının kokusu turunç dağıtan bir kadın
kadının kalbinde cesareti olmayan bir yara
yaraya merhem deli sabrı
dikenleri terleyen gül
biraz arka bahçe
yolculuk isteyen bir tren
tek şeritli ray boyunca insan yüzleri
çokca kırağı yetiştiren şehir
şehirlerin üzerinden topladığım sis
denizlerde saklanan bir iççekiş
dokunsam ağlayacak bir çocuk
çocuğun yanıtlarını unuttuğu tüm sorular
ve sırda yaşlanan hayaletler
öyle yapayalnız gelsem sana
gözlerim müphem bir renk
dünya tüy hafifliği
tazelenmek isteyen dudaklarım kuru
ağlayamayışım
şiirin mahşerinde
avunacak
yazıyor musun
ne zaman tamamlanır
sarışın bir beynin ölümü...