Renklere Veda
Bu şiir, 06.03.2010 tarihinde günün şiiri seçilmiştir.
siyah ,gecesinden uzanan caddenin karanlık teni
birazdan mehtap karşılıyor geceyi
ve caddeden dökülen bir kıyı şeridi
ellerim ellerine değiyor ve kızıl kesiyor geceyi..
gökyüzü güneşe vurduğunda
siyah kayboluyor sen gibi
ellerim kopuyor renginden teninin
hoşçakal sevgili..
bej rengi çarpıyor paletinden toprağın yüzüme
ağrıyan umutlar kesik izler bırakıyor
yüzümün her kademesinde
yaşlanıyorum mu ne
yoksa ruhunu kanatan acıların tükürüğümü
vuran yüzüme
kendimi sarıda arıyorum güneşin sıcak bedeninde
biraz dalıveriyorum boş hayallere
bir eylül sabahı giydiğin o sarı elbise
kana bulanmış caddede ki
dökülen sonbahar yapraklarına karışıyor
hep bunları düşünüyorum fakat kim biliyor
gittiğin o şehir sadece o şehir hatırlıyor
ama veremiyor geri..
çünkü Tanrı kadar kuvvetli değil şehrin elleri.
kırmızıyı hep güllerin arasında arardık,
aşkın rengiydi.
ama yalan.. acının, kederin şeytansı gülümsemesiydi belli..
her damla kanda kırmızı, her kırmızı içinde bir acı.
cesedinin soğuk teninde kanayan kalbinin rengi kırmızı..
aşk kırmızı olsaydı, kanar mıydı kalp
isyan eder miydi ellerim kalemle bu renge.
ama düşünemedik, kalbim riya etti cengime.
şimdi cennetin bahçelerinde,
yeşil'in içindesin biliyorum.
mutluluk gözlerinde mavi bulutlar
içinde bir çift gözle tepende..
bağışlar mısın beni sevgili, gittiğin yerde
Tanrıya yalvarır mısın akıtsın diye kanımı yeşile
kırmızıyı çok severdik, ama acıtıyor artık.
tövbe etmem gerek sevgiye
zina etmeden, kavuşmak için cennetine
hayatımı beş renge hapsettim
yedisinde gökkuşağı olup
sadece yağmurlarımda gelme diye
bu yağmurlarda bulmuştum seni
ama şimdi düşmanım ona bile
şimdi tüm renklere veda ediyorum
dudaklarının değdiği boynum
bir dar ağacına gerili
kanıyor gerilen ipin şiddetiyle
birazdan şeffaflaşacak tenim
ve siyahı bile hissetmeyecek bedenim.
renkleri olacağım ya dünyanın ya da cennetin...