Rıhtım
Denizle şehrin kesiştiği çizgide
Bekler rıhtım taşlarında tuzlu bir sabır
Martılar adını ezberler her sabah
Dalgalar usulca vurur gider yine gelir
Eskimiş halatlarda durur zaman
Gemiler veda eder sisli düdükler ardında
Bir bavulun ağırlığı çöker ayaklarına
Kalanın gözünde yaş gidenin cebinde Umut
Rıhtım bir ayrılığın sesi
Tahta bankında unutulmuş bir mendil gibi
Ama her gün batımında ayrı bir telaş
Kavusmalar çiçek açar soğuk demirlerde
Sende gel otur yanıma bir akşam üstü
Seyret sular nasıl taşır bütün hikayeleri
Rıhtım susar dinler unutmaz hiç kimseyi
Çünkü o hem gidişin hem dönüşün eşiği
İzmirin kokusu siner gecelerine
Çay bardağında titreşen ışıklarla
Rıhtım yaşar biz geçip gidenleriz aslında
O hep orada dalgayı göğsünde saklar.
