Sadece
yazarım
silik harelerden demlenmiş taksiratlarımı güncelere
bölünmüşüm
esrik vakitler gibi kelimelerden hecelere
kesmez artık gamı kederi
vişneden mamul kırmızı likör
gündüz körü irislerim ayıramaz olmuş akı beyazı
yine sensin tek çare çaresizliğime
eski ömrümün dostu
yeni rakı beyazı...
devletime sultadan bertaraf aklım
neler oluyor
yaşlanıyorum galiba
her zaman verdiğim kendi kararlarıma
şimdi akil adamlar ararım...
kanı içinde saklı yangısı gözlerimin
biteviye uzanan ufuklar yalancı!
bir şarabın yalancı hali uzaklar
yokluğunu var eden üzüm suyu
bir yalgından bir yalgına devamlı...
baykuşlar tünüyor gecelerime
aydınlığın en derin vakitleri
karanlık sin hayalleri sarıyor tinimi
boğuluyor boğazımdaki düğümler bir bir
hayattan kazandığım tecrübeler
_ üzülme faydasız artık diyor! kaybettin...
bir çıkabilsem düşlerin yanılgılarından
perdesi silinse dünlerimin mesela
kurtulabilsem geçmişin soluk avuçlarından
ve bir rol;
adına huzur dedikleri
keşkesiz, diyalektsiz
figüran bile olsam razıyım
bıkmışım artık dibine kadar batmış sevdalardan
razıyım
sadece olmasın
ayaklarımda çamur izleri bataklıkların...
dünyaya doğan her gün bir pencere imiş
yeni bir pencere değil istediğim
yeni kadehler de...
eski bedene yeni giysiler de değil istediğim
sadece
hayata yeni bir bakış yeni bir lehçe
umut tutsaklığından bıktım artık
kurumuş güllerde olmasın artık heveslerim
isterim ki;
bitsin artık
kararmış kalple bu müeebbet hapisim!