Sakince
uzan,
yeni yeni ısınmaya başlayan kumların üzerine,
sırt üstü yat,
gerin ve gözlerini kamaştırsın gökyüzünün yakıcı padişahı.
sen ellerini uzat,
serinletsin tüm bedenini, ıslaklığı maviliğin...
puslu gözlerinle bir bak ufka, ne görüyorsun?
sen kamaşan gözlerinle ve serinleyen bedeninle farketmiyorsun,
umudunu uğurluyor, ufuktaki son gemiyi sakince izliyorsun.
biten her gerçek gibi,
olguların kırıklığında yerleşke yaşıyorsun,
olmaz denilen her neyse,
hepsine ilgiyle yaklaşıyorsun.
farkında değil misin?
giden gemi içinde kalbini götürüyor, sakince bekliyorsun.
toprağa da su döksen üstünde ot bitiyor,
denizin dibinde de yosunlar balıkları bekliyor,
ancak seyretmeyle geçmiyor ömür,
hareket istiyor.
sen şimdi filizini geçirip büyüttüğün fidanını solduruyorsun,
hiç mi umrunda değil?
sakince oturup umursamıyorsun.
kimileri hayatlarını yaşıyor,
kimileriyse hayatlarını veriyor,
sana yakını hangisi gibi geliyor?
bir beden tek başına koca ömrü geçiriyor.
bir ruh ancak bir yıl sessiz kalabiliyor yalın ve sakince.
yaşamak o kadar saçma ki,
insanın ölesi geliyor,
ölüm korkusu o kadar kötü ki,
insan yaşam hiç bitmesin istiyor.
bu bir terbiye, bir eğitim şekli,
bir inanç...
ama hiç bir zaman denemez ki;
tabiat, aşk, saygı, bağlılık içimdeki yar(a) diye!!!
ben seni sevmeden önce seni yarattığı için tanrıya taptım,
ben tabiatı görmeden önce bunu onun kudreti saydım,
ona bağlandığımda anladım, bir insana bağlı kalabilmeyi,
ve saygı duydum,
topraktaki ölü tohumu diriltişine,
yosunları yaratıp balıkların neslini yürütüşüne.
ve saygı duydum,
bir bedenin yıllar yılı tekil
ancak bir ruhun asla yalnız kalamayacağını öğrendiğimde.
ve gerçeği gördüm zamanla;
mesafelerin aynı yöne gidildiğinde hiç değişmediğini,
farklı yönlere gidildiğindeyse gittikçe arttığını.
ya birimiz daha hızlı koşacağız,
ya da mevcut konumumuzu değiştirip,
sakince zamanı kollayacağız.
ey sevgili,
sanarsın ki geçecek ömür,
yıllanıp duracak şarap gibi, bir köşede herşey!!!
yalan tüm bu sözler...
geçmez gülüm ömür böyle,
girmezsen hayatın içine bitmez...
isyan etme bırak,
varolanı, varolduğu gibi kabul et,
olmayanı varmış gibi görmekten vazgeç...