Sakızın İçindeki Kağıtlardan Kendine Bir Dünya Yaratan
Yalan oldu;
Şimdi uzaklardasın,
diye başlayan şarkılar.
Çocukluğumuzda yediğimiz,
pamuklu şeker, kağıt helva,
ağzımızın kenarında kırmızı kırmızı lekeler bırakan,
akide şekerleri yalan oldu.!
......../
Yalan oldu, hamamda karılar nasıl bayılır deyip,
yan gelip yatan ayılar,
saat dört !
şalgamcı Ali dede geçmez oldu, sokağın başından,
Haydar emmi elindeki torbadan,
bardağı beş kuruştan, doldurduğu tuzlu çekirdek yok artık...!
...../
Yok artık !
içine balon koyup,
oynadığımız naylon toplar....
Nerede hani ?
Topun içine taş doldurup,
şuna bir vur deyip,
ayağımı kıran,
kaleye şalvarla geçen,
Şalvarspor Necati...!
Nerede ?
iki taşı kale yaptığımız kesekli tarlalar ?
Nerede ?
sakızın içindeki kağıtlardan kendine bir Dünya yaratan !
tipitip Belkıs ?
Unutmadan !
Nerede ?
ayağımızda çarık, zenginsen giydiğin tokyolar...
Hele dana Rüstem'in sokakta bile giydiği,
beyaz, mavi çizgili pijamalar...!
....../
Yok artık yokk....
mazi oldu..
at arabalarında sekiz seansında ! Maviköşk sinemasında !
diye bağıran cambazlar !
tahtadan yapılma sandalyeler...
Cüneyt'li, Fato'lu filmler....
...../
Dün bu sokakta !
son olarak, arnavut taşlarını da yerinden söktüler....!
Artık seksek oynamak yok,
iki bacak arasına gerdirilen don lastikleriyle oynanan,
kızların etekleri havada uçuşan oyunlarıda yok...
yok...artık...
Hiç bir şeyin tadı yok....
Ne ?
ağzımdaki, lanet sigaranın,
Ne !
kaçak çayın,
ne ? Haşlamanın !
nede;
Tel tel dökülen,saçlarımın,
kuru, sıska pörsümüş,
bedenimin ve ruhumun da tadı yok...!
Lanetli geceler....Niğde 2010