Saklı Kışlar
Bazı kadınlar baharı hiç görmeden büyür.İçlerinde,kimsenin takvimine düşmeyen kışlar biriktirir...
Bir kadının içinde kaç kış saklıdır,
kaç şubat geçer gözlerinin kıyısından
Kaç kez kırılır bir takvim,
kimse duymadan,
kimse görmeden.
O, sabahları yüzünü toplar aynalardan,
gecenin dağıttığı parçalarını
saçlarının arasına gizler.
Biraz suskunluk sürer dudaklarına,
biraz sabır,
biraz da kimsenin bilmediği bir yenilgi.
Çocukluğundan kalma bir kapıdır göğsü,
her gelen biraz daha sert kapatmıştır.
Eşiğinde unutulmuş oyuncaklar,
içeride büyümüş bir kız çocuğu
hâlâ annesinin sesini arar
kalabalığın en sağır yerinde.
Bir kadın bazen
kendi gölgesine bile yer açamaz.
Dünyanın bütün duvarları
onun omuzlarına yaslanır da
kimse sormaz.
Hangi duvarın altında kaldığını.
Gülüşü,
kırılmış bir saatin
zamana inat atan son vuruşudur.
Kimse bilmez,
kaç geceyi dişlerinin arasında öğütüp
sabahı öyle karşıladığını.
Ve bütün bunlara rağmen
bir çiçek gibi değil,
betonun içinden yol bulan
inatçı bir kök gibi yaşar.
Çünkü kadın olmak bazen
kendi yarasına ev sahipliği yapmak,
bazen de başkasının kurduğu dünyada
kendine bir pencere açmaktır.
Ama söyleyin,
bir kadının içinde kaç kış saklıdır?
Hangi mevsim geri getirebilir
elinden alınmış baharlarını
Hangi takvim yazabilir
yaşayamadığı yılların tarihini
Bir gün bütün kadınlar
içlerinde sakladıkları kışları dışarı bıraksa,
yeryüzüne kar yağmaz.
Dünya, ilk kez
kadınların sustuğu yerden
çiçek açar.