Savrulan Takvim Yaprakları

Savrulan Takvim Yaprakları

Usulca çekiliyor gözlerimden gece,

Ve bohçama sinmiş ağır bir lehçe,

Kırgınlıklarımda yankılanan ayak izleri,

İçimde de maziye ait memleket kokusu,

Göğe karışan avlularda,

Garip bir gökkuşağı avuntusu,

Aynalara küsen loş suratlar gibi,

Aslı olmayan gölgesiz bir boşluğum,

Ezberimde savrulan takvim yaprakları,

Daha yeni yeni öğrendim desem sessizliği...


Sayısız çile durağına denk geldim hep,

Düşmüş çerçevelerde küskün resimler,

Kimine fazla geldik şu hayatta,

Kimine de sanırım yük..

Bana ne iyi gelir şimdilerde,

Ne avutur öksüz yaramı hiç bilmiyorum,

Dudak payı bırakılan bardaklar gibiyim,

Rüzgarda salınan zamanlardan geçtim de,

Zehir zemberek dillerde naçar bir köleyim,

İçimdeki renkler cümbüş cümbüş,

Umutlarımsa birer birer toprağa düşmüş...



Elimi uzatsam tutar mı yitirdiklerim?

Tanıdık bir koku sanki solgun anılardan,

Hoyratça harcanmış onca yılların ardından,

Gurbetin kendim olduğunu bugün anladım,

Artık heybemde harflerden başka ne var?

Sessizliğin kıyısında bekleyen o ıssız liman,

Belki de bir vapur kalkar birazdan,

Bilirim içinde ben olmayan..

Kendi sesimin yankısından yoruldum bu ara,

Sırtımda dünyanın kamburu ile,

Dilimde nedense tek bir mısra...



Bir çocuk gülüşüydü belki aradığım çare,

Ya da dumanı tüten bir ekmeğin samimiyeti,

Oysa şimdi her köşe başında bir ayrılık nöbeti,

Kırık dökük hayallerin tozunu yutuyorum her nefeste,

Göğüs kafesimde çırpınan o yaralı kuş bile,

Kendi gökyüzünden vazgeçmiş,

Razı kalmış bu kafese...



Şimdi tüm rotalarım kayıp,

Tüm pusulalarım da kırık,

Gündüz düşlerimin ortasında ince bir hıçkırık,

Vakit;

Kendi içime çekilme vaktidir artık;

Yalnızlığın orta yerinde,

En çok da kendime yenilmişim,

Ne bir el beklerim tutacak,

Ne de bir söz avutan,

Ben;

Kendi karanlığında ışığını unutan,

Kendi hikâyesinde hep figüran kalan... 

23 Mart 2026 250 şiiri var.
Yorumlar