Şehr-i Soytarı: Büyük Operasyon

​Kapatın o ışıklı sahneleri, perde insin bu düzene;

Şehr-i soytarı bir panayırda, neşter vurduk her yüze!

Vitrinde namus satanların, kalbi pazarda kirli leke,

Sırtında bin bir maske, cebinde sahte bir melaike.

İnsanlık mı? O çoktan düştü o süslü kaldırımlara,

Biz ise şahit olduk; bu şehirde açılan o onulmaz yaralara.

 

​Kurun masayı! Bugün bu koca kentin ruhunu deşeceğiz,

O "şerefsiz dostlukların" arasından geçeceğiz.

Ekmek aslanın ağzında değil, sahtekarın cebinde;

Vefa ise bir fahişe gibi, bu düzenin en dibinde!

"Onur" diyene bakarsın; dili bal, eli ise paslı bir hançer,

Her köşe başında bir pusu, her gülüşte bir "kalleş" bekler.

 

​Şehr-i soytarı burası; kaşarların namus dersi verdiği,

Namertlerin, merdin önüne çıkıp göğüs gerdiği...

Üstünde tavanı olanın, altındakini ezdiği bu çarkta;

Hangi dürüstlük nefes alır, hangi vicdan kalır ayakta?

Mendil satan çocuktan çalanlar, kravat takıp gezerler;

Onlar bu soytarı düzenin içinde, ruhları diri diri ezerler!

 

​Duyun beni! Ben Neşter; bu kadavrayı tek tek ayıracağım,

Sizin o "parlak" dünyanızın, zifiri karanlığını haykıracağım.

Ameliyat masasında artık yalanlara derman aramayın,

Dikişleri patlamış bu şehrin, boşuna yarayı sarmayın.

Şehr-i soytarı bir düzen; celladına aşık kurbanların yeri,

Geri dönüşü yok artık; bu neşter girdi mi, dönmez geri!


​Girin o pırıltılı sokaklara, dağıtın o sahte pulları;

Biz gördük; o "efendi" denilenlerin, ne pislikten yolları...

Doğuş Kılınç der ki; bu masa kapanmaz, bu dava bitmez;

Bu soytarıların hükmü, bir şairin gerçeğine yetmez!


​Neşter Ameliyat Masası Doğuş Kılınç


08 Ocak 2026 20 şiiri var.
Yorumlar