Sencilim
Hoşça kal bencilim, Ben hâlâ sencilim...
Yarım kalmış bir manzumenin o buruk ve merak uyandıran sonu gibiydik,
ne sevmeyi becerebildik ne de gitmeyi...
Her anına sızan acı hatıralarla geleceği prangalayan,
öksüz bir aşkın hikayesiydik belki de.
Bu yüzdendir ruhumuzdaki o dinmeyen yetimlik,
bu yüzdendir ruhumuzun bir türlü vuslata eremeyişi.
Çıktığımız her yolda engellerle durdurulduk, vardığımız her menzilde acıyla sınandık.
Biz, seninle "biz" olmayı bir türlü başaramadık.
Belki de bu aşkın en çetin sınavıydı,
Senin bencilliğinin harladığı ateşlerde dağlanıp durduk.
Seni sevmek benim en büyük ayıbım olsun diye, yarınlarımı zehirleyen bu hayatı kendime reva gördüm. Hapsolmuş yüreğimin paslı parmaklıkları ardına gizledim sana dair ne varsa. Şimdi kırılmış bir ranzanın gıcırtısıyla bastırıyorum özlemimi. Koskoca dünyayı, ruhumu esir ettiğim o küçücük koğuş penceresinden seyrediyorum artık.
Ve çok iyi biliyorum,
Ben sana, sen ise aşka yakışmayansın.
İsmini her andığımda dilimin titremesi kadar ağır geliyor bu hasret.
Sanki bütün kemiklerim bir mengene arasında usul usul kırılıyor.
Yaşadıklarım öyle tarifi imkânsız,
öyle derin bir sancı ki,sen gitsen de söndürmüyor içimdeki yangını.
Her sabah bir kelebeğin ömrü kadar kısa umutlarla uyanıyorum.
Kendime verdiğim kaçıncı söz, sayamadım. Ne zaman "unuttum" desem, gözlerimi yine sende açıyorum.
Bu da senin en büyük k/ayıbın olsun.
Seni hâlâ seviyorum.
Gıyabında, ellerim titreyerek kaleme aldığım bu kaçıncı mektup bilmiyorum,
yine tozlu raflara kaldırıyorum.
Kimsenin okumaya cesaret edemeyeceği bu aşkı,mısraların arasına gömüyorum.
Yalan sözlerin gibi sahte gözlerini de uğurluyorum bu son satırda.
Sonu hep aynı çıkmaza varan bu yolculukta, her şeyi ardımda bırakıyorum.
Hoşça kal bencilim,
Ben hâlâ sencilim...
Rıfat Karakoç