Sessizliğin Çatlağı

Sen,
bana en çok sessizliği öğrettin.
Bir nehrin kıyısında oturur gibi,
hiç konuşmadan akıp gitmeyi.


Şimdi biliyorum,
her ayrılık,
yeryüzünün kalbinde açılmış 

ince bir çatlak aslında.


Ve oradan sızıyor
bizim bütün susuşlarımız,

bütün sızılarımız, 

sızlayan ne varsa.


Aşka dair ne öğrendiysem,
hep kayboluştu

ve onu anlatan bütün sözcükler

dudaklarımda paslı bir yara gibi.


Bir yüz,
önce ışığıyla ısırır,
sonra karanlığıyla mühürler seni.

Ama biliyorum.
En karanlık saat,
hep kendi sessizliğini bekleyenlerindir.


Unutmak istersin içinde dinmeyen o yangını

ama kendi ormanından kaçan

ve küllerin ovasında seken bir ceylan kadar

evsizdir ruhun artık.


Benim kalbim,
kendi suskunluğuna gömülmüş bir harita,
sınırları yanık, yolları silinmiş.
Yolcusu olmayan bir ülkenin
yalnız, kör çatlak pusulası.


Şimdi,
senin yüzünü değil,
bana bıraktığın boşluğu taşıyorum

gözlerimin akında.
Bir odanın köşesinde duran boş sandalye gibi,
bütün varlığın,
yokluğunla çoğalıyor durmadan.


Ve ben,
artık sadece susarak anlatabiliyorum seni,
bir nehrin kıyısında,
akıp giden suya 

baka baka…

29 Ağustos 2025 321 şiiri var.
Yorumlar