Şeytanadaları Dansözü
Şeytanadaları dansözü soyundu
Şıngırdaklarını çıkardı
Göbek taşını attı
Saçlarını çözdü
Allıklarını sildi
Tırnaklarını kesti, kısalttı
Anadan doğma aynaya dikildi
Gözlerini büzdü
Tepeden tırnağa süzdü, süzdü...
Saçları uzun ve kabarıktı
Onları da kesti, kısalttı
'Dur! Gitme! Kal!' suyunda yıkandı
Durulandı
Kurulandı
Açık uçuk mavilerini giydi
Renkler az buz patlıcandı
Kokular süründü
Açık uçuk mavi başörtüyü başına
Sardı bağladı çözdü
Bir giydi bir çıkarttı, bir giydi bir çık...
'Olur' dedi
Öylece yattı
...
Şeytanadaları dansözü akşamüstü uyandı
Üst başına, ellerine bakındı
Açık uçuk patlıcansı mavileri tirildetti
Dün sabah soyan, yıkayan, kesip giydiren
O karı pek yakındı
Başladı söylenmeye
Mavi namusları üzerinden çıkarttı
Fırlatıp şömineye attı
Dumanı tütmeyen ocak
Birden yandı
Yeni takma tırnaklarını
Göbek taşını peruğunu
Eski yerlerine yakıştırdı
Akşamdan kalma şarkı tutuştu dudaklarına
'Git! Kalma! Git! Suyunda
Öylece yıkandı
Sürdü sürüştürdü
Allandı pullandı
Taktı takıştırdı
Kıkırdarken gırtlağında pil var
Ya da gülen başkası sandı
Kızgın somurtuk aynaya dikildi
Gözlerini büzdü
İyiden iyiye süzdü, süzdü...
'Git ulan mor delisi, dedi
Senden daha namuslusu yok mu sanki
Bırak göbek atmayı bu yana
Doyasıya şarkı bile söyletmezsin adama
Git ulan it!'
Dudaklarında uçuşan fısıltılı türkü kırıntıları
Kilitlemeden
Açık bıraktığı evinin kapısından
Yumak yumak akıyordu içeriye
Hızlı adımlarla uzaklaşırken
Melekadaları Azize'si gülümsüyordu
Kıvrılıp bükülmeyen uzun düz yol üzerinde.
15.2.1996