Şiirkolik Makamindan Ezgiler (Vur Beline Kazmayi)
bir şiir de ben yazdım, bakın güzel olmuş mu,
ne güzel öğrenmişim böyle hece dizmeyi,
iki ağlak, bir sağlak.... imge tam oturmuş mu,
hangi pazarda satsam okumadan yazmayı,
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..
dilimden habersizim, ne dediğimi bilmem,
etcem....yiycem....derim de, ne yediğimi bilmem,
virgülden haberim yok, nokta yerimi bilmem,
"pirsing" der cilalarım halis altın hızmayı,
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..
sayfadan göz kırparım oynaşıma dostuma,
aslında bir tilkiyim, aldanmayın postuma,
tek satır okumadan kalem aldım destime, (1)
hüner gibi sunarım anadili bozmayı,
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..
çok ince ruhluyumdur, her yorumu kaldırmam,
eleştiri gelince burnumdan kıl aldırmam,
serde mağandalık var, her an belde saldırmam (2)
çok ta iyi bilirim tatlı suda yüzmeyi,
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..
o kadar dua ettim, olamadım birinci,
ne kadar emek versem takamıyorum inci,
nasıl bir iştir bilmem, gel ayıkla pirinci,
ben de denesem'mola imgelerde gezmeyi,
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..
(1) dest.....: el (farsça)
(2) saldırma.: bir tür iri bıçak, kama.