Solgun Akşamların Kayıp Melodisi
Solgun bir akşamın eşiğinde,
Unutulmuş düşlerin gölgesinde başlar,
Her şey..
Adı konmamış bir eksilişin izinde,
Sessizce içime çöken o tanıdık kederle…
Yaralıdır ruhum;
İflah olmaz bir sancının esiri,
Kağıda sinmiş özlem kokularında,
Sızlar bazen;
Kapandığını sandığın yaralar!
Değer dediğine,
Dünyalarını verirsin de;
Gün gelir;
Üstünü tek kalemde karalar!..
Kapı önlerim nicedir süpürülmüş,
Deniz kokusu sinmiş üzerime,
Mülteci hüzünler gibi tehnadayım,
Kıyıda köşede kalmış,
Eski bir şarkının kırık notasıyım,
Rüzgârın unuttuğu,
Zamanın da susturduğu,
Bir nağmede nicedir saklıyım...
Geceler omzuma çöker usulca,
Adını fısıldar dalgalar dövülen kıyılara,
Ve ben her defasında eksik bir dize gibi,
Tamamlanmayı beklerim karanlıkta,
Suskunluğun içinden geçen bir ezgi,
Yorulur yüreğime çarpa çarpa,
Ne geri döner o kayıp melodi,
Ne de diner içimdeki yankısı...
Bir zamanlar içimde çoğalan o ses,
Şimdi kırık aynalarda bölünmüş gibi;
Her parçası başka bir hatıraya düşer,
Her hatıra başka bir vedaya benzer…
Sözcükler bazen anlatmaya yetmez,
Dilimde dolanır yarım kalan ezgiler;
Sana varamayan her cümle,
İçimde yankılanan bir boşluk,
Rüzgâr bile adını taşımaktan yorulmuş,
Geceye bırakmış izini usulca,
Ben hâlâ o izlerin peşinde,
Kayboldukça sana biraz daha yaklaşırım…
Ve anlarım,
Her kayıp melodi biraz da kabulleniş,
Suskunluğun en derin yerinde filizlenen,
Adını koyamadığın bir vedadır aslında,
Sonunda,
İçimde dinmeyen o kırık şarkıyla,
Sessizliğe alışırım ağır ağır;
Ama bil ki,
Ne zaman bir melodi eksik çalsa dünyada,
Ben yine seni tamamlar gibi susarım…
Ve ben,
Kayıp bir şarkının son hecesinde,
Adını unutmayan kör sessizlikte,
Kendime bile yabancı,
Kendime bile yalancı,
Yeniden yeniden seni dinlerim…
