Sonra Beni Eşiklerde Unutuyorsun
Sonra beni eşiklerde unutuyorsun
Ekmek kırıntıları gibi paramparçayım
Selamlar sabahlar kesilmiş zaman içinde
Saçılmışım apaçık
Ağıtlar yakıyorum içimin ayazına
Akışsın istiyorum her şey
Damarımda adın
Dudaklarımda tebessüm
Yanaklarımda hüzün
Olmuyor
Gelip en olmadık yerde
Boğazımda düğümleniyor o her şey
Gece ihtiyar heyeti
İkametgah ilmühaberi dileniyorum şafaklardan yaşadığıma dair
Seni seviyorum diyemiyorum
Sevmiyorum da
Bağrımda serçelerin küçük küçük ayak izleri
Gerisi vesair
Çok doğal garibim şu sıralar
Değerlerin içinde değersiz
Gözlerim de yavru bir ceylan tedirginliği
Bir yarayı öpüyorum üç kere alnıma götürüp
Göğsümün hizasın da taşıyorum unuttuğun bıçağı
Eski şarkıları dinliyorum bolca azalarak
Bir işçi ölen bir işçinin
Çoçuğunu öpüyor saçlarını koklayarak
Dışarıda nefis bir kar yağışı
Bize benzeyen üşüyoruz
Devrik cümleler treni kalkıyor uykusuzluğumdan
Raylar uzuyor soluklandıkça
Gitmişliğinin istasyonlarından yıkık şehirlere varıyorum
Arıyorum durmadan yara bere içinde
Sonra
Sonra beni eşiklerde unutuyorsun
Nimettir
Çiğnenmesin diye bu yalnızlığım senden kalan
Kirpiklerimle topluyorum bu son şiiri
Sahi yalan mıydı senin yüreğin?
Yoksa yalan mı söylüyordu yüreğin?
şimdi / öylesine
13:47