Söz Uçurumları
sen; ömrümün en makbul yanının aşkla açılan kör düğümü. olsun; sen sevgimi hiç’e sayıp bilme beni. bazen; son şiir olsun diyorum, kaybolup takvimin tozlu raflarında kimse bulmasın beni. oysa, içimin iklimini biliyorsun ya! ey beni bilmeyenim!
seherde
yarasını öldürmüş
ağzımın tavanında asılı
söz uçurumları
hayli zamandır
paslanmış teneke kentlerden
konar göçer ruhuma
metanet ilhamıyla
mersiye kifayetsizliği…
omuzunda antik bir yangın
bana d’okunmayı öğretti yakarak
silbaştan konuşmayı öğren dedi sanki
yeniden kimliksizliğe soyunup
şiir çığlıkları kopararak
/.
anahtarı yitik kilit asılı
göğümün kapısında
sözlerimi öpen mavi bir bulut
bakışım sönük
özüm özüme yolcu
unutmuşum bağışla beni ey içim!
gece ufuksuz
bir soytarı gibi yüzümü yüzümden koparıyor
umudumu silen ışık
//.
bazen pazartesiler üşür hani!
çoğu zaman salı
vesair bilimum gün, gün ertesiler
yaldızlı günler seçiyorum
kuru kafalı takvimlerden
tiryaki bir sessizlik
özlemin kahvesinde
adı konmamış muhabbet
aklımın köşe taşlarında
şizofren yaralar
dudağımın mim öyküsünde
sahipsiz, yaslı şarkılar
///.
kül ağıtlar dövünür boş beşikte
şimal alafranga takılır
şarkın süssüz haline
yalaz bir sancı ürpertisi önce
sonrası ayaz kesiği eğreti
asıyor kendini kirpiklerden
ağrısız gözyaşı
/V.
ürktüğüm karanlığın
yürüyüşündeyim
gölgemde silik terkedilmişlik
havada arabesk ritmi
ağır melankolik
oksit bir yalnızlık törpüler içerimi
hıçkırığı ile sarsılır bakışımda zümrüdi kısmetsizlik
herkes çekip gider oryantal bir iklimde
bir jiletin dişlerini seyrederken
ölür mısralar
sokak ışıklarından süzülen
-n u r e t t i n ÖNDER