Sözün Olsun
Eğilir başım sadece
Eğilince şarap kadehi
Şaşırmış bir bakış
Yüzümde süzülür uzaktan
Görülmemiş bedenlerin
Anlık tepkisi yeşerir
Güdümlü takiple hoşça
Açık eder kendini merak...
İki yoğunluk arası
Kırılan görüntün ufalanır
Gözlerim yakınken tortusuna
Aramıza giren kabul edilir
Kadeh olarak...
Yıllanmış bekleyiş
Dökülür damla damla,
Susadığım zamanların ıslığı çalar
Kırmızı rengi dökülmüş dudaklarında
Yayılır iki zıtlık arasında havalı havalı
Sıkıştırılmış sesinin diyalektiği...
Bak öyle yine yeşil mavi
Ararken çizgilerini eserinde
Gözün rengini dağıt,
Hayali bir tuvale
Salla fırçanı
Aşklarına el sallayarak geçmişinde...
Çerçeve ör iki ters bir düz
Sınırlarından uçurmaya çalış
Tek noktaya sıkışmış tekilliğinden
Saçamadığın ışığını,
Azad et boyutlardan kendinle...
Üçüncü gözünün açılışına
Davetiye çıkart
Alnının çatısı altında
Beklerken bir iki kadehle
Sırtını dayadığın sandalyende,
Kamçıla hızlandırmak için zamanı
Gelmelerim yetişsin !
Oldurma çabası biteviye
Yakasına yapışıp kaldığım hayaletim
Çoklu tıka basa hislerim
Kağıdın üzerine çullanıp
Karaladığım renkli gelecekte
Ağır aksak saat gibi
İçimdeki akrep zehirlerken geleceğimi
Zamanında koşmaya çalışıyor
İçimi serinleten yeldeğirmeni ...
Don Kişot olup,
Bağışıklık geliştiriyor
Bir kitabı bitirmiş gibi yapıyorum
Birkaç sayfasından hasımlar çoğaltıp
Valize sevdiğim kilimi basıyorum
Veda ederken şehre,
Soluk benizlere seriyorum rengini
Dokunmuş notası ile
Ağızlarda birkaç mırıldanma bırakıp
Yol alıyorum hayatımda...
Meraklı gözler araştırır etrafı
En kalifiyesini bulmak için kendince...
Uzun havaya kısa kalır nefes,
Ağlamaklı gözlerin derisi bel verir
Arabesk bir eserde üzülünce...
Akşamdan kalma sert müzik
Yumuşamaya direnirken kulağımda
Parmaklarıyla disipline ediyor dinleyeni hâlâ ...
Gece olunca ,
Nedendir bu gelmelerin !
Yüzümü dikerken gökyüzüne
Ağzımda köpüren demin havası
Alın sizin olsun
Çığlığına dost olduğum
Nefesin senfonik farsi tonu ...
Bakma öyle,
Ruhum ağırlaştı
Vücudum zayıfladı
Yine de denge kurulmadı
Hep bir adım önde
Bakakaldım değişimin sırrına...
Sözün olsun,
Ağaçlar gibi rüzgarla topla
Savrulan saçlarını...
Kıvırmayı yeni öğrenen kalçaların üstüne
Güzel eteğini giyinip
Kaşlarının üstüne kaküllerini
Emanet bırak yine...