Sus Payı
Göğsümün oyuk tahtında
Sus payı bir karanfil kurusu;
Unutmanın kireç badanalı duvarlarında
Hâlâ bir tırnak izi sıcaklığı.
Ay doğar mı bu viraneye?
Doğar elbet;
Usulca bir mum gibi iner
Avluda çözülen yaprak kıpırtısına.
Gün ışığı mühürlenir
Hatıranın tenhâ koynuna.
Sen,
Gövdesi unutulmuş bir ağacın
Köklerinde saklı su sesi,
Damarlarında dolaşan eski bir hatıra.
Tutuşur yine akşamla bir türkünün
Titreyen nakaratı.
İçimde ince bir çizgide erir akşam,
Gümüş tepsilerde üşüyen ayaz…
Bense bir akasya gölgesine sinmiş,
Beklerim sesini
Yitik telaşlarımdan arta kalanla.
Dağılır usulca kırık bir mısra gözlerine,
Eski bir sandığın sakız kokusu yayılır.
Ve çiçeklenir nemli taşın üstünde
Henüz gölgenin değmediği yosun
Dokunulmamış bir hatıra gibi
Kendini saklar hâlâ.
