Susku
her yalnızlık kendi evine çekilmiş biraz bekçi düdüğü
kirli arabalara yazsam gidişini öter mi aşkın alarmı?
çıkmaz sokaklar koysam önüne yankısız çığlıklara yuva
sabah yine uyandığımda silinmiş bir bellekle güler yüzlü
söylenecek bir şey olmalı...
trenlere yüklenmeli ayrılığın yangını uzak dursun kentlerden
gönüllü şairler ölsün sevdanın denizaşırı savaşlarında
durup düşünsün pimi çekilen bir şiir: ölüm kimin hakkı?
kapansın masalların tüm açık kapıları haramiler dışarı!
söylenecek bir şey olmalı...
bir bıçak alsam şimdi elime sokakları cankurtaranlar saracak
küfredecek bir polis nöbetçi savcı bile duymayacak
zaman kimin icadı sonsuz çöllerde sayılmayan kum tanesi
döksem yollarına gecikmiş sözlerimi okyanuslar çıplak kalacak!
söylenecek bir şey olmalı...
söylenecek bir şey olmalı sessizce sararırken mutlulukları fotoğrafların
hangi mendili kanattıysa kurumalı gün batımı gözlerin
en büyük taşları adamalı kırmak için yüreğini inciten o zamana
bırak öyle kalsın şiire kokunu veren çıplak hayalin
söylenecek bir şey olmalı.
tam da sustuğun bu yerde söz ince ince kanamalı...
Haziran. 2007 /Buca
(Sol Yanımda İnce Bir Ağrı: Aşk)