Susmayı Öğrenmek
Seven,
sevdiğinden
öyle kolay vazgeçmez.
Bunu en iyi biz biliriz.
Çünkü biz—
susmayı birlikte öğrendik.
Hatırlıyor musun?
İlkinde;
suskunluk sadece bir boşluktu.
Teksir kâğıdında ince bir yırtık,
dudağımı kızıla boyayan
görünmez bir kırık—
sustuk…
*
İkincisinde;
çarpıştık.
Kelimeler birbirine girdi.
Önce silahlar,
sonra kalpler geri çekildi...
Ve biz—
yine sustuk…
O gün,
dilimizin tarlasına
lal tohumları diktik.
Filizlenen ne varsa,
kendi ellerimizle kanattık.
*
Şimdi—
Ne o ilk boşluk
ne o çarpışmanın gürültüsü…
İçimde
adı konmamış bir eksik.
*
İlkin…
Lügatsiz mimikler acıtır canı;
Kaçırılan bakış, elbette incitir…
Çatılan kaş, "neden" dedirtir…
Çevrilen baş, insanı delirtir…
Cümleler yarım kalır…
Susuşlar uzun sürer…
Ve insan—
yorulur.
*
Sonra—
Sen sesini rüzgâra emanet edersin,
O, camları sıkıca kapatır.
Sen beklersin, zaman küçülür
ve insan, sustuğu yerden tozlanır...
Böylelikle,
yavaş yavaş kendi gürültüsünde boğulur…
*
Bir süre daha sabredersin,
Sevmek, bir teslimiyet hırkasıdır çünkü...
Biraz daha anlarsın,
Alışmak, en yavaş zehirdir...
Biraz daha alttan alırsın,
Gitmek;
kalmaktan daha ağır bir valizdir...
*
Ben—
hep içime kıvrılırım.
İçimde bağırırım.
İçimde ağlarım.
Kimseye
söyleyemem,
bitenin mahiyetini…
Ve beraberinde daha neleri bitirdiğini…
Adını koymam.
Bilirim… Bilirim de söylemem işte…
*
O yüzden;
biri seni terk ettiyse
Nedenini sorma artık!
Cevap;
çoktan küflenmiştir…
*
Hatırla;
Kaç yangın geçti üzerimden,
kaç büyük boran?—
saymadım.
Ellerini bırakmamak için,
kaç kez can verdim?
Yanında, bir çınar direngenliğiyle
dimdik dururken;
aslında kollarımın altına,
kaç fırtınanın kökünü serdim…
*
Sen derin uykulara,
o meçhul rüyalara daldığında,
fark etmedin;
ruhumun liflerinin,
cımbızla söküldüğünü!
İnlete inlete kopardın,
beni sessizce… senden.
Her gece, bir parçam daha
toprağa düştü.
*
Kaç kez sokuldum sana…
Kaç kez—
hatırlamıyorum.
Sığınak sandığım göğsün,
aslında
ayazdı…
Sana sarılıp
titreyen yetim bir yürekle
üşüye üşüye uyumak;
en kimsesiz, en sessiz beyazdı...
*
Hiçbir şey—
bir anda bitmez;
İnsan da…
yavaş yavaş silinir.
Önce sesi,
sonra kelimeleri,
en son kendisi.
Kimse gitmez aslında.
Bunu en iyi biz biliriz.
Sadece—
birimiz yokluğa erken alışır,
diğerimiz hep geç kalır.
Ve suskunluk—
yine kazanır.
*
Bursa, 18 Nisan 2026
Ali Asafoğulları

