Tarifi İmkansiz Adres
Günlerden Nisan, aylardan Cuma'ydı.
O gün ilk kez görmüştüm seni.
Dehşet güzeldin
Ve o an erişilmezdin benim için...
Ama sen o kadar yüksek alçakgönüllüydün ki;
O elini uzatışın,
Aradaki erişilmezlik sınırını hiçe sayışın,
O yumuşacık, sımsıcak dokunuşlu elini uzatıp
?merhaba' deyişin...
?merhaba'...
Sen o bilmediğin adresin neresi olduğunu sorarken
Ve ben, ufak bir kendinden geçişle,
Senin bana nereyi sorup,
Benim sana nereyi anlattığımı bilinçsiz bir şekilde sayıklarken
Öyle mutluydum ki...
Sen vardın...
Ve ben erişilmez sandığım senle
Yan yana çoşkulu bir şekilde konuşurken
Senden sessizce gizlemeye çalışıyordum
İçimdeki taşan o mutluluğu...
Sen gidiyordun...
Ben ağlamaklı gözlerimi senden saklamaya çalışırken
Sen de son kez bana seslenmeye hazırlanıyordun.
?çok memnun oldum Mustafa Bey'
?gidiyor musunuz yoksa, lütfen gitmeyin, biraz daha kalın' diyemedim size
Sadece kuru bir ? Ben de'...
Gerçekten gidecektin galiba.
Son bir hamle yapıp, bu birlikteliği sonsuz yaşamak...
Ve işte yine işitiyorum sesinizi,
Bu kez fırsatı kaçırmamalıyım,
Bir ömür beklediğim O'nu bulamadan kaybetmemeliyim.
?Tekrar teşekkürler'...
?Lütfen gitmeyin, kaybetmek istemiyorum sizi,
bana biraz zaman verin lütfen,
yüreğimin sesini, kıpırtısını dinletmek için
biraz zaman...'
Bir türlü dilim dönmedi bu sözlere.
Son bir gayretle en mutlu bakışımı yükledim gözlerime,
Sırf sen beni öyle gör, hep öyle hatırla diye,
Sırf gözlerimin içinde yana ateşi,
O dokunsalar akacak gözyaşlarını görme diye.
Son kez mutlu baktım sana...
Sen giderken...
Sen yoktun...
Senden kalan sadece
Avucumun içinde sımsıkı tuttuğum sıcaklığındı.
Şimdi ne kadar ağlasam faydasız,
Seni ne kadar arasam boş...
Ama inanıyorum ki,
O an, yani sen giderken,
Bu gözlerdeki o teslimiyet mutluluğunu
Senden başka kimse görmedi,
Görmeyecek...
09-11.04.2004 ? MA