Taşın Hafızasında Çatlaklarda Kalan Ses
***
Taş duvarda
Sabahın ilk çizgisi belirdi
Ben hâlâ oradayım
Sessizce gecenin nabzı kaldı Çatlaklardan sızan karanlık
Eski bir sırrın tortusu
Ne gece bütünüyle çekildi
Ne sabah kendini tamamladı Duvarın yüzünde
Ìki zaman birbirine karıştı
Taşların arasında
Ìnce bir yosun büyümüş
Yeşil bir susuş gibi
Zamana tutunmuş
Bir taşın yüzünde
Tırnakla çizilmiş üç çizgi var
Ne bir tarih
Ne bir isim
Sadece birinin
Gitmeden önce
Bıraktığı kadar hayat
Elimi sürdüm duvara
Soğuğun altında
Ilık bir şey kıpırdadı içimde
Belki yıllar önce
Buraya yaslanan bir omuz
Belki söylenememiş bir cümle Hâlâ taşın hafızasında
Gece derinleştikçe
Gölgesi uzadı duvarın
Ben küçüldüm
Birden fark ettim
Ìnsan bazı yerlere
Kendini aramaya değil
Kendinden kalanları
Toplamaya gidiyor
Duvar susuyor
Ben susuyorum
Anlatsa eğer
Kim bilir
Kaç ömrün sesini taşır
Ìçindeki soğuk
Belki bir elin sıcaklığı
Kalıp çatlamış yüzeyinde
Belki bir vedanın gölgesi Köşesinde hâlâ bekliyordur Kulağımı yasladım taşa
Duymak için değil
Unutmadığım bir şeyi
Yeniden hatırlamak için
Aramızda büyüyen suskunluk
Bir yerden sonra
Sözden daha ağır
İçimde de
Yerinden oynamayan bir şey
Uzun uzun konuşuyor
Taş insanın söyleyemediğini Çatlaklarında saklıyor
Duvarın dibinde
Kurumuş bir ayakkabı izi var
Kim geçmişti buradan?
Hangi yükü
Omzunda taşımıştı?
Benim gibi kim bilir
Belki de bazı insanlar
Giderken kapıyı değil
Duvarı ardında bırakır
Sonra bir taş
Yerinden oynadı
Ne bir ses çıktı içinden
Ne unutulmuş bir isim
Yalnızca..
Ìnce bir suskunluk döküldü yere
O an anladım
Bazı duvarlar evleri ayırmaz Ìnsanın kendinden sakladığı
Yerleri birbirinden ayırır
Akşam ağır ağır
Duvarın yüzüne çökerken
Zaman bir kabuk soyuyordu
Kireç kokulu bir suskunluk
Tırnak aralarında birikiyordu Duvarın dilini kimse bilmez
Çünkü taş
Sözcükten önce
Susmayı öğrenmiştir
Bir yerinde
Unutulmuş bir yağmurun pası
Bir yerinde
Geç kalmış bir kuşun gölgesi Parmaklarımı çatlağa sürdüm İçinden eski bir uğultu çıktı
Sanki yıllardır
Kimseye anlatılmamış bir çocukluk Gece duvara ağır ağır yaslandı
Ay taşların arasında
Ìnce bir yara gibi kaldı
Ben konuşmadım
Bazı kelimeler
Ağızdan çıkınca eksilir
Ben onları
Taşın soğuk yüzüne bıraktım
Bir ömrün kırıntıları
Taşların arasında çoğaldı
Ve içimde
Yıllardır kilitli duran
Bir kapının sesi geldi
Yine suskunluk
Ben o an anladım
İnsan bazen yıkılmadan da
Duvar oluyor
sevay