Temiz Şiir
Sükûttan Bulçınya'ya...
Sen amuderya suyu,
Âb-ı Meryem;
Kaleminin akıttığı,
Gözlerinin yakuttuğudur
Öyle Mesîh'berrâk...
Akrep içi akrep yavruları
Kuyruklarda emzirirken dişlerini
Ben, bir gülün dîvânında minder-kırlent,
Dikeninde panzehr, bana kokmana nigehbân
Sana muhabbet;
Mahlûkâtta muhayyer seviş, koklayış
Yel-bel aryaları...
Şiirin yük'sen tansiyonunda,
Bir mısrâ sen, bir mısrâ ben
Bir beyit kanaması
A sevgili, kan, kimileyin ferâhbahş.
Sen, bir damarın içi, ben dışı;
ben et içi; sen, ben'içi
yükümüz kan, kan kınında cân
Bir türkü, cumhûrîyet kuruyor
Karınca'l kılcalıma
Ben, kıkırdaklarını sana kurbân edenim!
Ve derim, ve dirim...
Kıyma! Etime;
Rûhum dağılır...
Beni, sana bölsem,
Gerimde ne kalır!
Sesini aldım, ışığın karnına girdim
Sesin titredi; raksetti karanlığım aydınlığına
Çölüne kum, kumuna hurma çatladı
Develer çatladı, kervân geçmez kuş kanatlarına
Şakayıklar emziriyor ağzının bahârı
Sonbahârı da döktü nefesinin buhârı
Başağımtırak saçların
Buğdayını dövüyor tenimin
Alnım bulgur bulgur
Çiy ve zebercet mevsimi
Ve gebertced; soyu kırılsın soysuzluğun
Ben gene toprak, sen yine yerkemiği
Narçiçeği dudağın
Pigment öpüşler sonrası
Nar ağacına asılı tengireng
Gagalak kuşuna dizdim
Kulkul papağan tüylerini,
Yaprağan tülbentleri
Bir şamânın şamandırası atar;
Ateş büyür, yakar bizi,
Yumurtası çatlar kürenin
Sen bana, ben sana civ cik
Kehrüba'l zeyt-tin nüve sürtüşleri
Sen, serâ'dan süreyyâ'ya uzangaç
Harflerin annesi elif;
Ben, başında, kendine paralel yat'ay elif
Seni dikay, beni yatay ettim de
Kaş harfini zor eyledim
Sen, göğsünden ankalar salıver
Zümrüdî ânlar, yuva yapsın zamânın ağında
Öc içi değil ve kinden uzak;
Ankılalım, anka ânı; ân kanı;
Zehrşîfâ; yılan kılanı
Kan ateşi ve yanyan cini
Sana lamba'l yanışım bilmem kaç aşkîmetre
Ve âşkyerim bilmem kaç kalbîmetrekare
Kalbim, kalbim ki
Senden kokulu bilmem kaç milimmis,
Senden dokulu bilmem kaç kilimhis!
Sensizlikte bir tütsüyü güzüstü bıraktım
Bağrı çözülmüş mumlar topladım şamdanın endâmında
Kur, naz tilki saatlerini durdurdum
Vaktin akrebi, belkovanı ısıranda
Sensizlik, beni bana zehirledi
Ateşe içim için su; cinparatorluklar yıkıldı
Kavmimin uzak doğusunda çinparatorluğun
Senin, kevnimin paytahtına meyledişin:
Varlığın; yârlığımdan, darlığımdan geçiyor
Ene'mi, enimi yokluk kadar açıyor
Sen, kâf'ın ve kef'in sin'isin
Sen senim'sin, sen benim'sin!
Kuş ve kurşun geçirmez göğüm, ayağının altında;
Göğ sana yerdir, bas, bir parça kökünden gök dök
Topraktan kevkeb-yıldız filizlensin
Sabâhın sisine ve uğuruna
Doğa'l bebeklerin alnına
Gaybın rûhuna, gülün grûhuna
Nehrin akışına, devrin nakışına
Özün biyografisine
Gözün miyografisine
Güzün köhne grafiğine
Kehânetin kaderine,
Kalbgâhın miğferine
Şehâdet parmağının işâretine
El'gitarın kelebekliğine
Dut suyuna, kut soyuna
And olsun!
Sen, benim benim,
Sen, en u genimsin...
Ayağını aklına, çorabını başına geçirmiş
Karanlık figüranı söz hırsızlarını bağladım
Sen geldiğin gün Yâ Hazreti Gurçınya
Tas u 'tarraka'larını kırdığım,
Edebsiziyât barakalarını yıktığım
Söz ve süs maymunlarını, kal ve kul soytarılarını
Kadr u hatrına salıvereceğim
30 Ley'lâl 2012
El'vakt: 23:49