Terkedilmişler Evi (1)

Küçük bir tebessüm, ne zamandır görmediği
Güllerin arasından süzülüp gelmişti
Rüyalarının içinden
Güllerin kokusuyla uyandırmıştı onu

Şöyle bir süzdü, göz ucuyla
Geceden kalma bardağı ilişti gözüne
Ne zamandır, rakı koyar olmuştu çay bardağına
Geçip giden yıllar mezesiydi belliki
Yanaklarındaki kırışıklığa bakılırsa

Daha gün ağarmaya yeni başlamıştı
Hiç isteksiz arandı durdu
Yıllardır ona yuvalık eden
Şu terkedilmişler evinde
Yalnızlığıydı maalesef
Yine gördüğü

Biraz, dinlenir gibi yaptı kendince
Bir süredir kıvrandığı yatağında
Ne kadar uzun süreli kalsa, ağrıyordu bir yerleri
Uyumayı severdi eskiden
Ama şimdilerde
Sanki kıskanır gibi
Dürtüyordu yatağı bir yerlerini

Erken yatıp, erken kalkmak
Başına bela olmuştu
İstemeye istemeye doğruldu yerinden
İşte yine başlamıştı
Çarkına tükürdüğü yaşam
Bir günle daha merhabalaştı
İç çekip derinden

?'Sabahın ayazı usulca yokluyordu tenini
Hafif hafif titreyerek kovdu üzerinden''

Ellerini ve yüzünü yıkadı
Eski ve ne zamandır yakın dostu çeşmesinden

Arada hınzırlık yapıp birkaç yudum suyundan da içti
Sonra yöneldi, ayaklarını sürüyerek mutfağa
Çaydanlığı doldururken
Bir başka tebessüm geliverdi gözlerinin önüne
Eşi ne zamandır uğramaz olmuştu
Ve ihmal etmişti bir o kadarda
Şu kirli pasaklı haline aldırış etmezdi de
Canı sıkılıyordu
Çayını tek başına yudumlarken

?'Parçalanmış dünden kalma
Ve hafif kuru ekmeği
Peyniri arasına koyup ne çok severdi yemeyi''

Yağı olmasa da sürecek, dert etmiyordu
Hayat ona yaşamasını öğrettiği gibi
Öğretmişti de, az ya da çokla yetinmeyi
Şükretmeyi de severdi,
Tanrıya her daim yakın olmalıydı insan
Ama nedense yaşlılıkta, aklına geleni
Gençliğinde tutmazdı başında
Ve o hoyratça günleri
Şimdi özlüyordu yavaşça

Hiç anlamamıştı hayatı boyunca
Ve sanki hiç yaramamıştı sabah kahvaltıları
Sanki göstermelik diye koyuyorlardı
Çayın yanına ötekilerini
Çünkü ne kadar yese hissetmezdi doyduğunu
Fakat ne zaman çayını içse, ısıtırdı içini

İçini ısıtan çay
Karnını doyurmayan kahvaltı
Biri bizimle dalga geçiyor ya diyerek
Garip düşüncelerde kalktı masadan,

Şimdi hanım yok ya, o olsaydı
Bulurdu aklınca bir şeyler
Her şeye verecek cevabı vardı onun
Tatlı diliyle

Kurumaya yüz tutmuş elleriyle
Şöyle bir düzeltti her yeri
Anılarının eşliğinde

Pantolonunu geçirdi üzerine
Gömleğini, kazağını
Bu sıkıcı işleri hallettikten sonra
Kapıya yöneldi
Ayakkabılarını giydi
Topukları, ne zamandır örselenen

Hava soğuk olsa da tertemizdi
Yanından geçenler,
Birkaç araba
Özellikle fırıncılar
Telaşlı telaşlı,
Bakkallara, marketlere uğruyorlardı birer, birer
Gazetelerin atıldığını duyuyordu
Mavi marketin önünden geçerken
Selamlaştılar

Sabah mahmurluğu gitmeye başlamıştı üzerinden
Ama ne zaman geçse
İçini burkan bir şeyler buluyordu
Yıllarını çürüttüğü caddelerden

Halk ekmek büfesinden ekmeğini alıp
Yine yürümeye başladı
Az önce geçtiği yerlerden

Mavi marketten gazetesini alıp
Evinin yolunu tuttu
Ziline bastı hafifçe

?'Bir süre bekledi
Bir ses''

Ayak seslerini
Telaşlı telaşlı, kapıya yönelen
Hiç gelmese de kapıyı açan
Yinede beklerdi
Saygısıydı onun eşine
O gittiğinden beri
Kapıyı açmasını beklemek
Sanki hayata tutunuşuydu
Özlem ve anılar
Yüreğinden hafifçe süzülürken

Açacağı yok bunun diyerek
Anahtarını sürdü, sürgüye
Adım atarken fark etti;
Ayak izleri,
Gitmemişti daha
Halının üzerinden

Güne böyle başlamıştı
Akşama kadar günlük oyalanmalarıyla
Vaktini avuttu
Biraz kitap okuyarak
Kâh, aklına ne eserse söyleyerek
Günbatımını izledi mahzun mahzun
Arada bir şeyler atıştırarak
Ve akşam olduğunda
Masasına yöneldi

Sanki bütün dertler ve anıları
Misafir etmişti
Şu terkedilmişler evinde
Bir gün daha, biterken.
Tüm sızmışlığı ruhunda
Onu da kaybetmişti,
Mazisiyle birlikte
Yatacak bir yer ararken,

28 Kasım 2009 183 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar