Tezek Yapan Kadınlar
Hayat, Hakikat
Bir yerlerden burnuma
geldi eski tanıdık
kokulardan bir koku;
dönüp baktım,
az ötede ,köylü kadınlar
tezek yapıyorlar .oku.
Elleri dirseklerine kadar
.oka bulanmış,
istek ve gayretle çalışıyorlar,
kavuran güneş altında,
tenleri de oldukça yanmış,
alışageldikleri hayattan
bir günü daha yaşıyorlar.
Öylesine dalmışlar ki işlerine,
umursamıyorlar kimseyi,
takılmış bebeleri peşlerine,
gülüyorlar neşe ile,
surat asmadan.
Kim bilir?
düşünüyorlar belki
bir ân evvel işlerini bitirmeyi.
Tiksinme yok,
iğrenme yok,
hemiş olmuşlar işleriyle.
Evet, bu emektâr
bu çilekeş kadınlar
helâl olsun diye,
kazırlar tırnaklarıyla
sert kayaları
öğütürler dişleriyle.
Esirgemeden veriyorlar,
kışlık yakacaklarına,
alın terlerini katarak,
tertemiz emeği.
Belki ısıtacaklar
çimecekleri suyu,
oturacakları evi.
Belki pişirecekler
yiyecekleri yemeği,
tandırda çöreği.
Üç beş adım ötemden değil,
yıllar öncesinden geldi sanki,
bahsettiğim bu koku.
Sandım sineme değdi,
bir zamanlar benim de
yaşadığım hayatın,
geçmişten savrulan,
acılı, sancılı oku.
İçim burkuldu,
ruhumu sardıkça,
o günlerin hayâli,
canlandı gözlerimde,
anamın, eşimin tezek yaparken,
kan ter içinde kalsa bile,
hiç isyan etmediği hâli.
Gözlerim dolu dolu oldu,
yeniden yaşadım,
her şeyi ile dünümü,
bâzen sevinç,
bâzen hüzün bürüdü gönlümü.
Hatırıma geldikçe:
karasabanla tarla süren,
günlerce bostan elleyen,
çapa yapan, burçak yolan,
canlarını hep iş ve eşleriyle demleyen
emektâr kadınlar.
Hatırıma geldikçe:
kızgın güneş altında,
çocukları sırtlarında,
ekin biçen,
deste yapan,
yığın yığan,
harman süren,
yine de gülen,
vefâkâr kadınlar...
Hatırıma geldikçe:
sabır yumağı,
her cefâya katlanan,
yoğuran, yoğrulan,
asker yetiştiren,
ana doğuran,
her acıya göğüs geren,
cefâkar kadınlar...
Yeniden yaşadım,
çoktandır unuttuğum o ânları,
yaşayarak târifsiz heyecanları.
Allah, bir lütuf,
bir ikram olarak vermiş,
dünyaya bu temiz
bu âsil kadınları.
Ey!
rüzgarla rüzgar...
yağmurla yağmur...
toz, toprak, çamur,
elleri hamur olan...
Ey!
Hüzne sevinç,
sevince neşe katan...
gönül bahçelerinde
çiçekler misâli
sevilince açılan,
sevilmeyince solan;
onurlu, gururlu, kadınlar;
yüzleri özleri,
özleri yüzleri gibi nurlu kadınlar...
sizi anlamayan, sevmeyenlere
her şey melâl olsun;
size ise her şey,
ama her şey,
anamızın ak sütü gibi
helal olsun!
Sizi kınayan, hor gören
diller ise lâl olsun.
Kadir Karaman