To be or not to be
Benden Sonrası İçin -II
"Doğmak Ölmektir Birazda"İ.PAMUKÇU
Esrik nağmeler eşliğinde artıyor
buzullardan esiyor ruhuma rüzgâr,
gece oluyor sonra,
gece önümde uzanan duvar.
Bir top kumaşa aslında talipliğim.
Son montajını kotarmaktayım
kurguları yapılmış, uzun metrajlı siyah beyaz film karelerimin.
Ölüm sessizliğinde bütün caddeler,
dirhem kımıldamıyor hayat
soğuk ve bir o kadar ezik
ben o kaldırım taşları gibiyim.
William Shakespeare kulakların çınlasın
?To be or not to be? demişsin ya hani;
Vesselam büyük adammışsın!
Bildiğim bütün gül bahçeleri yanık,
dikenleri sarıyor üşüyen parmaklarım.
Yıldızlardan daha uzağa değiyor zihnim,
yalnızlığımla mırıldanmalardayım.
Sorsanız deliliğe yorarlar ya bunu,
çok umurumda da değil doğrusu.
Akrep yelkovana küsmüş
dersin ki, hiç kavuşmayacak,
suç bende değil
zaman denen zıkkımda bin keskin çark.
Yok dişlisinden sıyrılmış hayatın freni,
bastıkça acıtmayan cinsinden hani.
Gelse can yoldaşım martılar,
sonsuzluğa kanat çırpsa ya ruhum şimdi.
Uyumayın hey Ahali !
Vakit tamamdır,gidiyorum bu viran şehirden
tam da sırası şimdi.
Bu yaptığım son kâğıttan gemi
rotasız seyrüsefere çıkacak olan hani,
söylememiş miydim daha önce Hayret!
Sahi siz diğerlerini de görmemiştiniz değil mi?
Oysa kaç sahile taşıdı gözyaşlarımı onlar,
kim bilir kaç deniz kızı göğsünde bekleşti.
Bilseniz şaşırırsınız,
daha yollanacak onca gözyaşım var ki...
Kıyısında gezinirken bir melodi yarların
üşüyor ya bu şekilsiz parmaklarım,
gizlendiği yerden çıkarken ölüm
tam ortalık yerinde bir mermi deliği alnımın.
"ıskalanmış tüm hedeflerde bir telaş düşlerdim oysa"
Hayat duvarına astığım
hüznün yamalı paltosunu bırakıyorum ardımda,
ola ki ,sevda yağmura tutulur benden sonra
aldırmayın,
hem şaşırmayın da şeffaflığına,
safi şiirdir rengi...