Toprak Altında Kaldı Mavi
"Kül dolacak avuçlarının eskizlerine,
Tüylerinden Anka'nın eriyecek bileklerin,
En cafcaflı sabahında sureti sen İstanbul'un,
Yarım bir kaldırımda semaya yükselen,
Ölüme meyl edeceksin."
(Sahi;
Yırtık bir dizesi değil mi,
Bu hayat denilen zatı muhterem,
Tamlayanı gecenin dalından düşmüş şiirlerin.
Bilinen Gerçek:
Yüzen mürekkep balığı,
Bildiğim Gerçek:
Dali'nin cebinden fırlayan,
Yürüyen mürekkep balığı.
Kaos:
Böğrüne çökmesi herkesin kendi mürekkep balığının.)
Bekliyordu hüzün-sancılı şakakları ile,
Boğazına deniz vururken.
Suya batıyordu güneş gazete kağıtları sarılı kirpikleri,
İpek şalı üzerinden hiç çıkarmadığı,
"Sarı Gelin" türküsü eşliğinde.
Yitikliğin gözlerinden içeri doldu yağmur,
Deniz Feneri söndürürken cigarasını.
Başladı duyulmaya ağıtlar Atlantis'in derininden,
Kıyıya vurdu deniz kızları kızıl ağırlıklı makyajlarıyla,
Birbirine giren saçı sakalı ile Poseidon,
Haberdar sondan,balıkçılığa başladı Samatya'da.
Düştü açıklarına mercan adalarının bir uçurtma,
Muzdarip derinlik sarhoşluğundan.
Sonra;
Bir kadın bir adamın kollarından çekti incisini,
Adam küreksiz kayığıyla meçhule gitti.
Bir çocuk üfledi deniz kabuğuna,
Sessizlik kemiklerini eritti.
Bir umut siyaha çaldı,
Renkler isyana geldi.
Bir mezar taşı şaha kalktı sahil kasabasında,
Bu adam ölmedi henüz diye inledi.
Sonra;
Dünya şöyle bir savruldu,
Toprak altında kaldı mavi,
Suyu yuttu arz ve merkezi.