Tucu'ya Mektuplar (2)

?'Rüzgâr estiğinde
Fırtınaya dönüştüğünde
Merdivenleri birer, birer tırmanıp
Kapına geldiğinde
Beni düşün
Elinde güllerle, çalmaya hazır zilini''

Yüreğimin içinde yeşerttiğim taze bahar kokularıyla
Selamlıyorum seni tucu, merhaba

Nasılsın demiyorum, çünkü biliyorum
Pencerelerini ha bire zorlayan
Fırtınalarla uğraşıyorsun
Bende iyice değilim
Perdeleri açmaya, eriniyor elim
Bizim buralarda o kadar da sert, esmiyor rüzgâr
Havasından mıdır, suyundan mıdır?
Yoksa benden mi, emin değilim

Son mektubumda(aslında ilk)
Gençleri şikâyet etmiştim sana
Bizimde peşinden koştuğumuz
(ve/fakat bizden öncekilerinin de koşuşturup durduğu)
Sormuştum üstelik
Geleceği
Gelecek bizimdi de
Bizden öncekilerin geleceği
Nerde diye

Şimdi bugünleri düşünüyorum, çokca
Ancak bulabilirsem gerçeği
Düşeceğimde, geleceğin peşine

Kaygısını yaşıyorum bende her insan gibi
Yaşadığım gerçeğin
Ha dört duvar arasında
Ha dört mevsimin döngüsünde
Ve dört köşeli mezarların içinde
Bir o yana, bir bu yana
Savrulup duruyor ruhum

Annesinin peşinden koşan çocuğun
Ayrılığın pençesinden
Yalnızlığın esaretine varan yolcunun
Sahilleri oluşturan kumların
Dalgaların hükmüne yenilişini
Ezilişini
Üstelik göz göre, göre
Emeğin
Emeklerin, feryadı var içimde

Neden?
Düşüncede oluşurken eylemler
Bize farklı, farklı söylenen nedir?
Ve neden?
Perdeleri yırtıyor da
Pencereleri kırıyor elim
Haykırıyorum, özgürlük diye de
Neden çıkmıyor sesim?

Arkadaşım, dost
Yoldaşım, kardeş
Sevgilim, ülkü
Ve anam, bacım
Davam olmuş
Hepsi, gelip geçiyor, yüreğimden de
Neden durmuyorlar, geldikleri yerde?

Biz yürüyoruz
Yürüdüğümüz yollar, eğri ve büğrü
Bazen bir kalp, düşüveriyor
Uçurumdan aşağı
Bölüşülüyor, birkaç zeytin
Üç, beş yoksul evinde

Tapındığımız
Hiç de toz kondurmadığımız
Kader!
Umursamaz gibi halimizi
Oturuyor tahtında

Söylendin de bol, bol
Sitemler ettin
Öfkelendin ara sıra'da
Sen hiç gördün mü?
Dertleştin de
Konuştun mu, kader denen meymenetsizle
Şu kadar yazdıklarımla da olsun
Biraz günaha gireyim
İzin ver de tucu azda talihimize söveyim

Diyarbakır'ın karpuzları vardı bir zamanlar
İçine hani, insan giren
Kars, Erzurum dedinmi
Kara yağızlı, delikanlılar geçerlerdi
Gözlerimizin önünden
Ne oldu da dadaş a,dadaş diyemez olduk!

Gördüklerim, duyduklarım
Ve bilebildiklerimdir bunlar
Ağlamayasın,
Kötü, ama gerçekte bir o kadar

Ama yinede
Daha ölmedik, inanki
Hala aramızda bir umutla da olsa
Yaşayanlarımız var
Çünkü biz doğarken
Dadaşı vardı Erzurum un
Siirtlisi Siirtliyim, Hakkârilisi Hakkariliyim derdi
Kürdüm demezden önce
Ve Lazlar horon teperdi
Teperlerdi de
Karadeniz in üstüne o meşum
Bulutlar uğramasaydı keşke

Bizim evde arabaşı çorbası içilirdi
Eminim sizin oralarda, şalgamın tadı bir başkaydı
Camiye gidende, gitmeyende
Allah ı bir bilirdi
Briyantini sürüp çıkardık sokağa
Küpeli kızlarımızın çoğunun saçlarında oya
Evimize gelen misafir, kapıyı çalmazdı ve zili
Açıktı gün ağarıncaya kadar zira
Dosta dost derdik, ayıya postunu giydirmeden önce
İşimiz vardı, gücümüzde Allah kerim
İşte biz böyle düştük rahmine annemizin
Saltanatın uşakları
A.B ve A:B:D mandacıları
Irzına geçmeden dünyamızın

Bazı zamanlar
Gün batımında yürüyorum akşamleyin
Biliyorsun Şarköy'de batan bir güneşim var
Doğacağını düşündüğüm
Ankara da
İşte bu yüzdendir belki
Her sabah yineleniyor düşüm

Sana sevgiler gönderiyorum Ankara'dan
Fırtınaları kovamadım belki ruhundan
Ama
Çiçekler ellerimdeler ve solmadılar diğer yandan
Kapında pinekleyeceğim, işte böyle
Yorgun ve umutlu
Üşüdüğümde, üzerimi örteceksin
Düşeceğim, gülümseyecek fakat gözbebeklerin
Öleceğim nasıl olsa
Yaşatabildiği kadar beni sevgin
Tüm yaşantım boyunca
Bütün kardeşlerim adına
Tek bir şeyin peşinden yürüyeceğim
Senin, benim ve bizim geleceğimiz için
İşte budur, kapında hazır bekleyen
Kırmızı ve beyaza çeviren her yeri
Hatta mevsimlerin ölüsünü bile
Ruhumdur yaşam kaynaklarına dönüştüren

Ben öldüğümde tucu
Sonsuz bir gelecek göreceksin
Bir kez aydınlattığında
Devrimin ve mutluluğun anayasası odanı
Bir daha hiç ürkmeyeceksin.

08 Nisan 2009 186 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (3)
  • 15 yıl önce

    Söylendin de bol, bol/ Sitemler ettin/ Öfkelendin ara sıra'da/ Sen hiç gördün mü?/ Dertleştin de/ Konuştun mu, kader denen meymenetsizle/ Şu kadar yazdıklarımla da olsun/ Biraz günaha gireyim/ İzin ver de tucu azda talihimize söveyim/ Şiirinizi kesmeye kıyamadım.Her bölüm başlı başına bir tarih.Derler ki"Şairlerin hissiyatları kuvveylidir"Eğer böyle ise gece gündüz ağlamalıyız.Düşleyene düş gerek,anlayana söz gerek.Güzel kaleminizi kutluyorum.Yüreğinize dostane sevgiler.😙😙😙😙😙

  • 15 yıl önce

    "Diyarbakır'ın karpuzları vardı bir zamanlar İçine hani, insan giren Kars, Erzurum dedinmi Kara yağızlı, delikanlılar geçerlerdi Gözlerimizin önünden Ne oldu da dadaş a,dadaş diyemez olduk!"

    Ah,Geriye baktımda Vatanı ileriye taşımak çok güzelde...Kendi ilkelerimiz,kendi doğrularımızdan sapmadan Özgür,Bağımsız,Vatan,niye göz yaşı diye sorma Geçmişe yolculuk içinde yaşanan yazmadığın bir çok acı olarylarıda yaşadım Site sınırlarını zorladığım için yazmak istediğim bir çok şeyi paylaşamadım buradan.Kalbindekiler,kalbimdekilerdir,Kalbine sağlık,dedim yaa iyki varsın...Yol Arkadaşım

  • 15 yıl önce

    Pencereden saçtığı ışık kör edercesine,şimşek sesleri ürkütür,sıcak bir el uzanır gelemesede,sesi yetişir bir liman bir koy gibi sığınırsın fırtına dininceye kadar,ama bilirsin ki güneşli güzel günlerde de hep o liman var.İyki varsın! Göz yaşlarımla,seninle birlikte şöyle geçmişe bir yolculuk yaptım,bir çok şeyi yeniden yaşadım,dün ve bu gün.. "Dadaşı vardı Erzurum un Siirtlisi Siirtliyim, Hakkârilisi Hakkariliyim derdi Kürdüm demezden önce Ve Lazlar horon teperdi Teperlerdi de Karadeniz in üstüne o meşum Bulutlar uğramasaydı keşke" Keşke,dadaşım,sirtlim,lazım,yüreğimizde Kırmızı Beyaz, Evet kapılarımız hiç kapanmazdı,komşumuz çocuğu elinde tabağıyla annem biraz turşu istiyor yemekteyizde sözcüğünün özgürlüğü,sabahın erken saatlerin de camiden dönenlerin huzuru komşuda payını alırcasına,biliyormusun kulanmadığım halde gün biryantin aldım geçmişi aracasına,

    "Bizim evde arabaşı çorbası içilirdi Eminim sizin oralarda, şalgamın tadı bir başkaydı Briyantini sürüp çıkardık sokağa Camiye gidende, gitmeyende Allah ı bir bilirdi Briyantini sürüp çıkardık sokağa Küpeli kızlarımızın çoğunun saçlarında oya Evimize gelen misafir, kapıyı çalmazdı ve zili Açıktı gün ağar,D