Ucuz Ölümler Ülkesi Anatolia 10
“Sermaye ölü emektir; vampir gibi ancak canlı emeği emerek yaşar.”
Karl Marx
1
Adam Simith’in
‘görünmez el’lerini tutup
‘bırakın yapsınlar bırakın geçsinler’ dediği
serbest ekonomik modelde
vahşi kapitalizmin para köleleri
sınırsız ihtiyaçların sınırlı imkânlarla gidermek için
e-bırakın çalalım, e-bırakın yiyelim diyerek,
herkesin herkesi kazıkladığı
çarpık ticari ilişkilere en iyi örnektir sevgili ülkem.
Açgözlülük içinde büyük ütopyaların kurulduğu
köşe dönmenin alın terini horladığı
çürümenin, kılcal damarlara kadar yayıldığı
habis bir gelecek kurgusudur yaşanılanlar.
Tüketim esaslı ‘marjinal fayda ilkesi’nin
hesap cetvellerinde bütçe açığı verdiği payede
Keynes'in telkin ettiği istihdama dayalı makro iktisadi programlar
liyakatsiz ve adama göre iş ayarlıdır.
*Adam’ın bile şaşıracağı bizdeki bu tip(model)sizlikte
bir yandan a/sosyal medyada arada atılan
iletilerle yürütülüyor ekonomi.
öyle ki, Euler teorisinde bütün basit çok/genler için belirteç 1'e eşittir.
ve kalbi katı yüzlerin birleşen üçboyutlu X ve Y tablolarında
tüketen bireyin sıfırdır değeri.
Serbest yağma ekonomik pazara alışırken ulus
enflasyon canavarı muzip ve sevimli bir eğlence figürü
olmuştur bizim için.
Bizim piyasalarda ‘ahlak’ denen kültün
enflasyona olan etkisi hep negatif yönlüdür.
açlık sınırında çıplak ayakla gezinen yoksulluk
zengin elit/ist kıyılarına uğrayamıyor bile.
talep yönlü makro ekonomik politikalarda
para için yerle bir oluyor bütün değerler.
öyle ki; yoksulluk göstergeleri
faizin ve enflasyonun dili çözülür gibi işaret edilir
asgari ücret ve emeklilere gelecek zam oranı.
bu, birinci gündem maddesidir ekranların.
kısa orta ve uzun vadeli ekonomik ‘tv’ programlarında
büyüyen yoksulluğa kafa patlatan katılımcıların bitmeyen
fikir beyanlarına odaklanıyor absürd.
Kıssalar hep aynı.
sofralarda tatların badem acısına kaydığı
beklenti anketlerini aşağı çeken
hayat pahalılığından sebep
tahmini enflasyona göre dizayn ediliyorken
tribünlerde tezahüratsız maç izlemek gibi değil mi
oooo piti piti TÜİK sepeti
terazi lastik jimnastik?
Serpme kahvaltı tipi tavan yaparken savurganlık
yerli malı yurdun malından sıyrılan ve
her fırsatta sınıf atlayan burnu havalı çay-simit
lüks statüsünde değerli (organik) madenler safına geçerek
artık hep kibirle bakıyor memur ve işçiye.
6+6 ay şeklinde sürdürülebilir sefalet ile
çalışana, çalışmış olana hep bir sus payıdır enflasyon farkı.
çöken açlık sınırı altında acı acına kalırken emekli,
yaman çelişkilere formüledir al yüzlü utanma duygusu
ve hep ters orantılıdır asgari geçim seviyesine.
üstelik,
parodilerde zam kazığına oturtulur homo sapiens.
2
Gıybeti kendinden kıymetli menkul değerler piyasasında.
hacmi azaldığında nazlı bir kız gibi
salına salına yönünü negatifte tutunca
küme düşüyor Bist100 endeksi.
nefesi açlıktan kokan borsa,
boğa ve ayı tuzaklarıyla manipüle edilirken
herkes bile isteye düşüyor bu tuzağa
(Bknz. borsada boğa ve ayı piyasaları)
ve sonra yaşanan her vahim sonuçta
yoksulluktan bitlenirken umutlar
gelecek yatırılır uzun vadeli kredilere.
Reel piyasalarda pek yatırımcısı yok utanma duygusunun.
gün gün eriyor likiditesi.
her ay cari açık vermeye devam ediyor milli gelir.
Zimmetliyiz, ipotekliyiz, gayrı safiyiz.
dışa bağımlı
enerji açığı cari açığa peşkeş çekilen
ve yeraltı zenginlikleri aymazca
sosyal medyada bir iki ileti ile
ekonomide millilik birlik ve beraberlik avuntuyla
bile isteye uzuyor dezenflasyon süreci.
Kara borsaya düşmüş
meraklı tipler bir panikle manüpüle edip
stokçu beyinlere dolduruluyor alış veriş hissi.
körler pazarında ayna satıyor fırsatçılar.
Üstelik herkes kendi dışında arsızca
‘piyasalar bozuk kardeşim! deyip suçlayarak herkesi
‘zaten neremiz doğru ki’ bilgeliğiyle hor görerek deveyi,
çıkıyoruz işin içinden.
3
Kaynak israfında da
bir başkadır benim memleketim.
kamuda araba sevdasına
kemer sıkmak ile kemer tak(ma)mak arasında
sınıfta kalıyor çakarlı tasarruf tedbirleri.
Hortumlayanın kutsandığı,
1000 kamyonluk ambara dadanan
‘doymak bilmeyen soysuz’un değirmende dönüyor dümeni.
Müzeler ve adli emanetleri hiç ettiği bu düzende
baklava çalanın 25 yıllık hapis ile
acımasızca vurulur boynu adaletin.
Şenlik ateşi yakan bürokratik muskacılar
el açarak din kardeşliği adına
şükreder ve makul yurttaşa öğretir
her şeyi hayra yorarak amin çekmeyi.
sonra, kavanoz dipli dünyanın altına takıp
tekerleği ilk biz bulduk övüncüyle hava basarak
yokuş aşağı boşa bırakır ülke.
MB’nin aylık faiz kararını
milli maç heyecanı gibi bekliyor herkes.
IMF reçeteli ekonomik politikalarda
kime fayda, övünçle rekorlar kırmış olması,
toplam rezervlerin?
https://youtu.be/-0kcet4aPpQ


Fakültede iktisat 1 dersine girdim sandım,Keynes,Adam Smith,Marx:emek-sermaye çelişkisi,ya da Mahir’in yeni sömürge teorisi:) Bu şiire aklımdaki şiirle gül uzatayım ;
Karşı koymazsak eğer tehlikededir günlük ekmeğimiz bacamızın tütmesi tehlikededir evimiz, aşkımız, çocuğumuz, pencerede saksı, kitap sevgisi, insan sevgisi tehlikededir...
Arif Damar
Şiirde her zaman bilginin öncelik olduğunu savunan biçime inandım,sadece ilham melekleri fısıltısı değildir şiir.
Güney dost ; Şiir farkını ve bilgini okuyorum.
Yüreğin varolsun
Kutlarım.