Umudun Cephanesi
Gelip gitmekmiş kader
Taksiratın gözleri de kör
Ölümün öncesi üç günlük ömür
Diyen de yok ki bi dur,
Ne öncesi belli ne de ertesi
Uydurulmuş bir sırat köprüsü
Kim geçmek istiyor ki
Bana hiç sorma hiçliğin gölgesi,
Şu insan acayip bir varlık
Kaybolup gitmiş içinde bir yalnızlık
Dışında da bir kuru kalabalık
Yat kalk yat kalk sonu acımasızlık,
Buz tutmuş gönül bahçelerini
Karakış sanki tüm mevsimleri
Zaman merhametsizliğin ta kendisi
Sözüm ona güya merhemi,
Kandırdık biz bizi hep her seferinde
Arzular özlemlerin darp hanesinde
Bilmeden koyduk yokluğun çerçevesine
Sanki umudun cephanesini de...
* Berlin, 05.02.2026 *
