Uzaklara

Uzaklara
Dudağımda hissettiğim tuz,
sahili alnıma yazılan damladan kaldı.

Yirmi dört çentikten biriydi

tek sütuna ansızın attığım;
kader diye önüme serilen.
ve serildi serin sulara
gönüldeki kederler.
Kader ve keder…
Bir o kadar yakın, bir o kadar uzak.

Bir uzaktan bir uzağa düştü yolumuz.

Nedendir bütün yolların uzak oluşu?
Ya durduğumuz nokta yolumuzun neresi?
Bu göçüşler hangi “sürgünün süreği”?

Neyse dostlar, kamyon ayrılıp gideli kapıdan,

günler oldu ve doldu evin her bir köşesi:
koliler, halılar, başlığından uzak düşmüş bazalar…
Vidaları bilinmez bir kutuda gizlenmiş eşya parçaları, masa ayakları…
-Hanım nerde bu koltuğun kolçakları?
Gardırop montaj savaşları...
Tenceresi, tavası düzene girmemiş evin
tatsız tuzsuz aşları…
ve bu sahne gişesiz sahnelerin en tiyatralı
herkesçe oynanan.

Salona halının serildiği gün,

geldi evin huzuru.
İnsanın neydi ki zoru;
bunca eşyayı soktuk dünyamıza.
Zor ve telaşlı günlerdi,
Bizi gören kim olsa gülerdi.
Geçti, gitti dostlar.
Çaya bekleriz.

Erkeğe ne zordur taşınmak

kök saldığı topraklardan.
Bir şehri ardında bırakmak…
Bir cadde ötesi dahi meçhul ve korkuludur.
Rutine sevdalıdır erkek ve belki de bu yüzden…
Bu yüzdendir şaşırmaktan korkar,
şaşırtmaktan kaçarız
bir buket gülle sevdiklerimizi.
Uzun da olsa aynı yolu kullanırız her zaman.

Oysa bir kadın,

bırakarak geride babaevini;
yakmıştır ilk gemilerini.
Savaş açmış korkulara, prangalara
Evdeki eşyaların yerini değiştirmek
bir huzur kaynağıdır kadına.
Büyük bir kaostur çorabını bulamayanlara.
Ve gittiği yere çabuk alışır kadın.
Kadın için ne ki göçmek, dünyası gönlü kadar büyük olanlara?
Erkek için nedir uzak, bir kadına göbek bağından aşkla tutunanlara?
Uzaklardan uzaklara…

28 Eylül 2021

Çayeli
29 Eylül 2021 17 şiiri var.
Beğenenler (2)
Yorumlar