Vurgun Yemiş Gibi Sensiz Denizin Fersah Fersah Altında Can Çekişirim
Gün olur;
Ayrılıklar,
yalnızlıklar,
ihanetler,
terk edilmeler,
yada;
Çaresiz bakışmalar,
bir hıçkırıkla başlar,
sürüp gider ayrılaklarla, beraber,
farkında olmadan gün ortasında..
Veya;
Tan vakitlerine denk düşen,
belli belirsiz üryan saaatlerde,
ritim bozukluğu çeker seven yüz gram yüreğin....
İşte o Ayaz/manalı saatlerde,
çaresizlik,
bitkinlik ve kahrolası gururun,
seni de yerden yere vurur,
arkası kesilmez dertlerinin,
saf tuttuğu,
oturduğun emanet masada,
birbiri ardına sıralanır dertlerin,
sen farkına bile varamadan..
İşte o an;
Uzar gider, zaman..
Bazen dilin lal olur,
su/sarsın,
Susarsın sevmeye sevilmeye,
aşka sevgiye,
işte o an,
çaresiz kalırsın....
Bir dost,
bir sevgili,
bir canına can katacak yar ararsın,
ararsında bulamazsın....
İşte o an vurgun yemiş gibi,
sensiz denizin fersah,fersah altında,can çekişirim,
bir derin nefes almak istersin, umutsuzca,
hayata ve sevgiliye can simidi diyerek tutunmak istercesine...
Bir film şeridi gibi gözünün önünden, geçer zalim olan yıllar,
ve;
Ne yazık ki sen..!
Sen geçersin gözümün flu tonlarında...
Hani derler ya işte o an..!
Dertlerimiz ,saydığımız yada saymaktan çekindiğimiz,
yada adını bile anmaya korktuğumuz ayrılıklar,
türkü olur sisli dağların eteklerinde,
boran olur, kar olur, tipi olur,
bir garip çobanın dilinde, şekillenir,
şiir olur,
halay olur,
horon olur,
zeybek olur,
içki şişelerinin arasına gizlenir,
böyle emanet masalarda,
böyle fütursuzca mısra olur,
dökülür, şelalelerden, falezlerden,
dize olur,
kahır olur,
dert olur,
ama;
Asla...
Aldatmak ve ihanet olmaz ..!
aşkımızda,
kitabımızda sevgilim....
Çobandan sevgilerle....