Yanlış Bir Mevsim
"Sen gittin, mevsimler yerini unuttu"
Kırık bir saatin akrebinde
sallanıyor göğsüm,
vakit,bir bıçak gibi
yüreğimi sıyırıp geçiyor.
Gözlerinde unuttuğum
o gül kokulu rüya,
şimdi ellerimde solgun bir mendil
her dokunuşta biraz daha çürüyor.
Ayrılık,
kapıma sinmiş kör bir gece
hangi kapıyı aralasam
odama sensizliğin ateşi dökülüyor.
Biz,
aynı uçuruma dökülen
iki yetim ırmaktık
kendi köpüğünde boğulan,
birbirine yabancı iki sızı.
Gidişin,
göğsümde asılı bir güz yaprağı
ne düşebiliyor toprağa
ne de yeniden yeşerebiliyor.
Penceremde yokluğun duruyor şimdi,
unutulmuş bir mektup,
aramızda soğuyan bir akşam sanki
O sırada
kalbim yanlış bir mevsime taşındı.
Bütün çiçekleri sustu,
bütün renkleri senden sonra soldu.
İçinden yalnızca
beyaz bir sessizlik çıktı.
Aldım o sessizliği,
bir düğme gibi ilikledim göğsüme.
Kimse görmedi
ama o gece
içimde bir şey
son kez kapandı.
Birden
içimdeki bütün odalar
ışıklarını söndürdü.
Karanlıkta birisi adımı söyledi.
Sesini tanıdım;
Döndüm.
Kimse yoktu.
Yalnızca ben vardım,
bir de içimde benden vazgeçmiş
o eski yabancı.
Ve anladım:
Bazı gidişler kapıyı kapatmaz,
insanın kendisine açılan
bütün yolları siler.
Şimdi kendime en yakın yerde
bir yabancı gibi kalıyorum.
Seninle bitmedi hiçbir şey;
ben, senden sonra
adını arayan bir yankı gibi
boşlukta dağıldım.
Sana geç kaldım
kendime hiç varamadım.