Yarım Kalanların Sessizliği
Bir gün herkes,
kendi sustuğu cümlelerin içinde kaybolacak.
Kimisi pişmanlığıyla,
kimisi gururuyla,
kimisi de geç kaldığı bir özrün gölgesinde…
Ben ise,
ardımda ne öfke bırakacağım,
ne de hesap sorulmayı bekleyen kırgınlıklar.
Çünkü bazı yaralar,
intikamla değil;
sessizce kabullenildiğinde iz bırakır.
Geceyi herkes karanlık sanır.
Oysa en karanlık şey,
içinde ışığını kaybetmiş bir insandır.
Gülümsemeyi unutmamış gibi görünen,
ama her kahkahasının altında
bir mezar sessizliği taşıyan biri…
Hayat,
kimine bütün kapıları açtı,
kimine ise yalnızca beklemeyi öğretti.
Ben beklerken büyüdüm.
Kaybederken güçlendim.
Yıkılırken ayakta durmayı öğrendim.
Artık kimseye “Kal.” demiyorum.
Gitmek isteyen,
zaten çoktan yolunu seçmiştir.
Kalmak isteyen ise,
tek bir bahaneye bile ihtiyaç duymaz.
Ve gün gelir…
İnsan en çok,
kendi kalbine yabancılaştığında yorulur.
Aynaya baktığında gördüğü yüz değil,
taşıdığı yük yaşlandırır onu.
Bugün,
sessizliğimi kelimelerden daha yüksek bir yere bırakıyorum.
Belki kimse duymayacak.
Belki kimse anlamayacak.
Ama zaman…
En doğru şiiri,
her zaman en çok susanların alnına yazar.
Çünkü bazı insanlar konuşarak değil,
dayanarak destan olur.
