Yaşamak Ağrısı
bir değil, iki değil
çoğu zaman pusulası puslanır hayatın
rotası şaşar
bu kallavi okyanusta fırtınalar hep sana patlar
kime el uzatsan
acının namlusuna sürer seni
berrak su gibi gördüğün yüzler çamurlaşır
o paha biçilmez tablo gibi en yükseğe astıkların
merdiven altı bir eşya gibi ucuzlaşır
dut yemiş bülbüle döner şairliğin
susarsın…
susarsın…
bazen dağınık bir eve benzer aşk
kokuşmuş, kirli
sevmeler amortiden, sevdalar koftidendir
bir ganimet sandığın sevdan talan olur
yalan olur
heba olup gider bir çocuk gibi sevmişliğin
söküp atmak istesen de göğsünden kalbini
ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide
yaşarsın…
yaşarsın…
topraktan gelinip toprağa gidilen bu yolculukta
flu bir sis çöker düşlerinin üstüne
zemheri vurur çiçeğini
kurt basar geceni
uğur böceklerinin kanatlarına ağır gelir
mütevazı dileklerin
puşt gecelerde kaybedersin umudunu
değil erkek olmak
ejderha olsan
ağlarsın…
ağlarsın…