Yaşamın Dört Kıyısı
Minik, kara kaşlı, tombul yanaklı, zeytin gözlü
Yüreğinde korku, kafasında kimseye yaranma derdi taşımayan
Vücudundan taşan kendinden büyük hırsıyla kendini ispatlamaya uğraşan
Ani kızgınlıklarla "son" u aklına getirmeden kavgaya karışan
Önüne gelen olayları hilesiz, uzun yollardan gitmeden çözmeye çalışan
Bir küçük çocuk hatırlıyorum
Daha sonra kalbine, kafasına sızan doğal olan, olmayan pisliklerle
Dünyayı eski, temiz, sade çerçeveleriyle göremeyen
Yaşının ilerlediğini düşünerek sahip olduğunu sandığı sorumluluklar altından ezilen
Taşıdığı büyük manevi gücü, hırsı, bedeniyle ters orantılı azalmış
Altından delik açılmış bir plastik şişe gibi boşalmış
Güçsüz esintilerle bile yıkılacak
Ama dışarıdan içerisini herkes göremediğinden
Bazılarına hala sağlam görünen
Bir büyük çocuk hatırlıyorum
Daha sonra rastgele rüzgarlardan almaya başladığı darbelerle
Çeperleri delinmeye başlayan
İçinin boş olduğu ortaya çıkan
Ama hala kirli, aldatıcı çerçevelerden dünyaya baktığından olanı göremeyen
Yediği tokatların gelip geçici olduğunu sanarak bekleyen
Bütün benliğini koruyan duvarların artık tamamen yıkıldığını görmeyen
Görse de başkalarının bunu görmediğini sanan
Hala bulunduğu yerin zirve olduğunu düşünen
Benliğini savunmaya gerek duymadığını herkese göstermeye çabalayan
Bir küçük genç hatırlıyorum
Daha sonra tam ortasında olduğu aldanmışlığın farkına varan
Artık eski şişede ne suyun ne de suyu tutacak bir gücün kalmadığını gören
Duvarları yeniden örmenin zamanın geldiğini anlayan
İçini yeniden doldurmaya çabalayan
Ne olduğunu istemese de hatırlayan, kim olduğunu hatırlamaya çalışan
Gururun, hırsın her zaman korunması gerektiğini kavrayan
Korunmak için gerekirse kapılarını kapatmayı göze alan
Geçmişten gelen bağlarının bazılarını kesen
Bazılarını da kısaltarak yeni bağlar oluşturmaya çalışan
Hayatını düzeltmek için karanlık günlerde
Sınırın hemen bu yanında beynini zorlayan
Yaşamının ışığını söndürmesine çoğu kez bir adım kala
Bunu yapamayacağını bütün algılarıyla hisseden
Kendi çizgisi dışında her adım atışında bütün oluşturdukları sarsılarak darbe yiyen
Atamadığı adımlar yüzünden uykusuz gecelere sebep vicdan azapları çeken
Sonunda en azından kendisi için haketmenin dayanılmaz zorunluluğunu anlayan
Korkuyu vücudundan silmeye uğraşan
Artık dünyaya eski, temiz, saf çerçevelerle olmasa da
Gülen gözlerle bakmak için can atan
Sanatla hayatı; akılla duyguyu birleştirmeye çalışan
Kalbini ümitle doldurmaya, pembe hayaller kurmaya yeniden başlayan
Bir taraftan da aklının bir köşesinde
Güzel vücutlara zevk; güzel ruhlara ise ıstırap gerektir sözünü tutan
Kara kaşlı, zeytin gözlü, uzun boylu, yakışıklı
Büyük bir genç görüyorum...