Yıkıldı Şirin Kenti Ferhat'ın


Varamadı kendi kentine 

Duramadı kendi kendine 

Çakıldı kaldı zavallı 

Yalnızlığın duvarına.

Aşkın ibresi vururken yüzde yüze.


Kim koymuştu ulan o duvarı 

Ne güzel gidiyordu işte 

Pek de hızlı sayılmazdı.

Tamam biraz tutkunluk vardı

Tamam, tamam kabul dibine kadardı. 

Ama böyle de olmamalıydı  

Günümüzün Ferhat'ı.


Şirin mi şirin bir kentti

Her gidişinde tepeden tırnağa terapi.

Her seyrinde mekan cennete dönerdi 

Bir yusufçuk neşeyle güneşin doğuşuna eşlik ederdi.

Ayaklar altından ırmaklar akardı

Bakışların nakışında kalpler de birbirine. 

Gurbetin yolu göründüğünde 

Dönerdi diyar cehenneme.

Hasretle kucaklaşılırdı yar yerine. 

Hasretti ateşten koruyan

İçlerindeki koru harlayan

Gurbetti iki bedeni 

Tepeden tırnağa dağlayan.

Varamadı kendi kentine 

Duramadı kendi kendine 

Çakıldı kaldı zavallı 

Yalnızlığın duvarına.

Aşkın ibresi vururken yüzde yüze.


Merak ettiysen günümüzdeki Şirin de sevdi

Hem de adam gibi 

Şirin bir kent gibi yol gözledi.

Çürüdü gözleri oğlum çürüdü!


"Ferhat'a niye kaçmamış?" deme kardeş.

Anlatıyoruz şurda hele bi dinle. 

Buraya kadar sabrettin 

Ağzının üstüne kürek yeme.


Babasını hiç görmemiş yetimim 

Annesi de delirmiş kocasının gidişine.

Öyle şirin bir kent ki 

Annesini koparamamış kentinden.

Ne de kendinden. 

Nefsine köle olmuş 

Ayyaş akbabalarının tacizinden 

Şirin yoruldu.

Şirin amcası tarafından vuruldu.

Tek mermide siyah örtüler indi

Bakışının nakışı ve yüzü hala şirindi.

O da 

Varamadı kendi kentine. 

Ama ölmedi kendi kendine. 


17 Haziran 2026 354 şiiri var.
Beğenenler (3)
Yorumlar