Yine Dökülecek Mısralar
Bu şiir, 28.03.2011 tarihinde günün şiiri seçilmiştir.
Yine dökülecek mısralar buğulu gözlerimin arasından, kendi kendine
Kelebeğin kanatlarındaki aslı toz asil güzellikler gibi...
Seni bekleyecek gönlüm umutsuzca,
Gözümün önünde uçuşan kelebeğin omzuma konuvermesini bekler gibi...
Özleyecek ömrüm hasretinle;
Yanı başımda, en yakınımın en uzağında kalanlar gibi...
Yine dökülecek mısralar
Zihnimin bir yarısı çok isterken, öbür yarısı koparma derken o çiçeği
Bir yarım inkâr ederken, öbür yanım sessizce kabullenmişken sevdiğimi
Yine dökülecek gözyaşlarım
Kaçmak isterken sende kalakaldığım,
Tam bitti derken, nefesinle bin defa harlanan alevler gibi...
İsmi yok şimdi duygularımın, karmakarışık!
Cismi yok yanımda adının, sızımı sindirecek
Yürek de yok bende her şeyi söyleyecek
Gün boyu hüzün, günledir üzgünüm, süzgünüm...
Helal etmiyorum hakkımı!
Kırgınım hayata!
Veremedi kadınımı diye bana
Adını 'sen' koymuştum bu günlerde, sen geçiştirip dururken suskunluklarınla
Yürek tükendi, zaman doldu, umudum bitti kara deliklerde...
İlk aşklardaki gibi pervasız değilim artık
Yavaş yavaş eksilen ardımdaki çınarların gölgesinde...
Ağaçlarım tek tek kurudu
Son hakkımı da sende kullandım
Ben, güneşin alnında donakaldım...
Yaşamaya çalışıyordu güllerim, şakaklarımdaki karlar altında
Tomurcuklarım ölüyordu imkân/sızından bahsettiğinde
Filizlerim yeşermiyordu gelecekte, dikenler kaplıyordu her yanımı
Paniklerim acıtıyordu, kanatıyordu içimi
Kahkahalar atıyordum,
Hafiften ağlıyordum senle birlikte
Aslında sesim hiç çıkmıyordu bütün gün ve gecelerde...
Artık sen de benim imkân/sızımdın!
Sanki tüm âşıklarımın intikamcısı
Sanki tüm günahlarımın alacaklısıydın mahşerden
Onları bir bir ödüyordum senin sesinde
Bir zamanlar ne kadar sevildiğimi şimdi anlamıştım,
Verdiğim acıları da ancak kavramıştım
Sıyrılamamıştım...
Yine dökülecek mısralar
Yine dökülecek gözyaşlarım aynalarda
Daha kaç kez, kimbilir
Daha kaç kez, sanrılarımda...
Belki bir kaç dakika zaman kazanmak içindi senden,
Küçük yalanlarım, masum düzenbazlıklarım.
Oysa hiç bilemedin
Sen rahat ol diye, sen incinme diye,
Vazgeçtiğimi, senden bile, aralarda...
Boş ver, adını koymayalım, dağınık kalsın, toparlamaya kalkma!
Sür keyfini işte, ne yaşanıyorsa
Ben nasılsa yaşarım senden arta kalan daracık zamanlarda...
Suçlama kendini, kabahatin yoktu ki senin
Kaderin yeniden kesişen çizgilerinde oynanıyordu bu oyun,
Yani istersen artık kendinle gurur duyabilirsin
Ötesiniyse istemedin, sözüm ona benim için!
Yunan tanrıçalarının kara kıskançlıklarıyla ormanları telef eden sır aşkları,
Mazideki aşk romanlarından fırlamış başrol kahramanları,
Ve köhne bir şehri kaplayan masum kar manzaraları gibi
Hayaldin...
Misket oynayan haşarı çocuklardık bazen, büyümemekte direnen
Birlikteydik bazen kuğuların büyüleyen aşk dansları zarafetinde, sen/kronik...
Avunurum hayalinle, boş ver sen üzülme...
Hadi sen git şimdi imkân/sızına
Masalsı hayallerimle yalnız bırakıp beni
Bildim ki; ne zordur imkânsızı sevmek, senden dolayı...
Beni benden fazla kollama, aldırma, alma!
En kötüsünden;
Ağaçların tomurcuklarına bakarım mevsimin geldiğinde
Çiçekleri koklarım uzun uzun
Gökyüzüne bakarım, ay ışığında ağlarım
Görmezden gelirim tutuşan elleri, yürekleri
Kimsecikler görmez seni gözyaşlarımda
Şükrederken senle yaşadıklarıma.
Bir kapanın elinde kalırım eninde sonunda...
En zoru aslında
Seni bırakmak olacak soğuk gecelerde imkân/sızınla baş başa...
Yalan da değildi hani;
Aklına girmeye çalıştığım
Eski hikâyelerimi, acıklı acıklı anlattığım
Domdom kurşunu etkisinde ender kelimeler aradığım
Aralık bıraktığın kapılarından hırsız gibi süzülmeye çalıştığım...
Yalan da değildi hani;
Senden de güzellerini gözlerimin aradığı, olmadığını bile bile
Ufak tefek yatırımlar yaptığı kelimelerimin, soluk sesleri duyayım gecelerimde diye
Hem sensiz, hem yalnız, hem fakir yaşamazdım ki bu âlemde
Felaketim olduğunu sanıp da sen ağlama diyeydi belki de...
Gülüyordum içimden bir yandan
Kırdığın gururundan söz ederken
Duymuyordun, dinlemiyordun ki beni
Haklıydın belki de,
Böyle gurursuza gurur kırmak kanına dokunuyordu herhalde!
İşte kal tam orada, hakkımı yeme daha fazla!
Zordu be güzelim, çok zordu;
Onca seveninin olduğunu bilip de, aşk ölülerinin akıbetlerini görüp de seni sevmek
Gücünü iyi bildiğin tahripkâr cümlelerine rağmen dik duruşumu korumaya direnmek
Şımartılmaya onca hasretken ben, seni senden kıskandırmalarım, gevezelik zamanlarımızda
Geçmişlerimizi onarmaya çalışırken, kendi yıkıntılarımın altında kalışım, masalımın avlularında...
Meşguldün ya diğer hayallerinle, ondan fark edemedin elbet
Ne kolay dökülmüştü 'sana aşığım' sözcükleri dudaklarımdan ilk kez
Hani bir genç kızın, bekâretini erkeğine aşkla sunduğu masallardaki gibi!
Çok görme be!
Elinden orta sevgili bir kahve dindirirdi belki sızılarımı
Sarardı belki içimde patlattığın bubi tuzaklarının yaralarını...
Boşunaydı canımı yakma çabaların üst üste, en ben olduğum huylarımın üzerine
Sevmemek için hep yanlış anlamaların, tersine tersine
Beter ol deyişlerin en sevimli halinle...
Ben zaten bir cadı kazanında kaynıyordum çaresizce
Başından süresiz cezalıydım karşılıksız işkencelere...
Ah güzelim,
Ah sevdiceğim
Bir anlayabileydin
Ölüm bile çocuk oyuncağı gelirdi yanında bana...
NEG 15 Mart 2011 İst