Yok
//Kaderin dili de eylemi de çataldır
Yaşam denilen şıklar dizgisi olan an
Sizi her gün seçim yapmaya zorlarken
Bir çiçeği koklarken geçirdiğimiz zaman
Kim bilir bizi hangi sürprizle yüzleştirecektir//
Ayrılığın sayısal basamakları artan dizilere bürünürken
Umursuzluğun domino etkisinde aşktı yıkılan
Koza çatlağından karanlığına bakan
Çelişkiler arttıkça her bir düşüncemde
Diğer fikrin kafasına kendi başlangıcını sıkan
Bir şüphe zordarı var
Bir anım su üstü metalik zarının görünür yanında
Bir anım su prizmasında kırılıp kısalan tarafında
Siyah ve beyazın tonlarına bürünen kâbuslarıma
Kulak kabartmış unutulan toprak altı ahlar da
Bir göz yağmuru ertesi o toprağı çatlatırcasına
Boy verdiler bir bebeğin ağlayan ısrarcılığında
Kimseler bilmez halim nicedir yar
//Gecede şafak kovalar yalnızları
Bağırlarında el katılmamış uzamsız bir sızı
Bilmezler hayata dokunmak yakınlaştırır uzakları
Oysa susmaktır dilde tüy bitiren kelime
Yalnız kendine konuşmak bir şiirle
Yaşanılacak bir aşkın vebal ağırlığını taşımaktır oysa//
Giderken bıraktın yaza dönük iklimimi kışa
Ten sıcağının uzağında ökseye yakalanan kanadımla
Maviye düşlere uçabilmek özgürce
Bir hayalin ötesine gitmese de
Yine de o hayalin sen olması
Aşk adına yeter bana yar
Ve yar sen kafiyelerini çıkardığından beri hayatımda
Gelecek hala bekliyor o bıraktığın durakta
Ve sensiz geleceği de yok
18mart10